Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap
      Art

      Uçan Heykellerin Altındaki Issızlık Bahçesi; Millesgarden

      Millesgarden'ın girişte bulunan balkonundan şehre doğru bakarken gözünüze önce Poseidon ve Pegasus'un heykelleri ilişir. İşte o anda siz ve Carl'ın ince yüksek sütunların üzerinde her an ayrılacakmış gibi duran "Uçan Heykelleri" artık baş başasınızdır.

      Uçan Heykellerin Altındaki Issızlık Bahçesi; Millesgarden
      Levent Özçelik
      Art

      19.04.19

      Dünyada ne var ne yok? Gezer, çeker, anlatır, yazar.

      Heykellerle gökyüzü arasında kayboluşunuz o an başlar. Sanatçının özgün heykelleri ve replikaları ard arda uçuşur gözünüzün önünde. Hemen her biri kanat çırpar, uçar ya da size öyle gelir. Stockholm melankolisi ve burjuvasının hemen dışında ıssızlılığın ortasında “baş başasınızdır".

      İsveç’i pek çok nedenden ötürü severim. Neredeyse 20 yıldır belirli aralıklarla gider gelirim. Her gittiğimde daha çok sevdim ve yeni pek çok şey keşfettim. İsveç’in kuşkusuz en güzel ve alımlı şehri Stockholm. Stockholm’de yaşayanlar, şehri ve ülkeyi yönetenler tarih boyunca Stockholm’e daha cömert davranmış. Stockholm de buna karşılık vermiş. 14 adanın üzerine kurulan şehir 57 köprü ile birbirine bağlıdır. Şehrin en çok Östermalm, Södermalm ve Gamla Stan’ı severim ancak huzur bulduğun iki gizli köşeyi yazmadan edemeyeceğim, Millesgarden ve Fotografiska... 

      Önce şehrin merkezi diyebileceğimiz bir konumdaki Lidingö Adası’nda bulunan Millesgarden’den bahsetmeliyim. Millesgarden’ın adını ilk olarak yıllar önce fotoğrafçı dostum Merih Akoğul’un karelerine görmüştüm. Sergi ile ilgili “Carl Milles’in Uçan Heykelleri” diye bir başlık hatırlıyorum. Merih hocanın fotoğrafları büyüleyiciydi. Bu nedenle ilk Stockholm seyahatinde Millesgarden’e koştum.

      Millesgarden’in hikayesi Carl ve Olga Milles ile başlıyor. Sanatçı çift 1906 yılında Vartan Gölü’nün yukarısında Stockholm şehrini oluşturan Lidingö Adası’nda kayalıklarında ev ve stüdyo inşa ederler. Ev mimar Carl M. Bengtsson tarafından dizayn edilmiş, Carl'ın üvey kardeşi, mimar Evert Milles'daki ile iş birliği ortaya çıkmış. 1911-1913 arasında, ek bir ilave edilmiş. Carl Milles heykel ve taş oymacılığı sanatı ile uğraştığı dönemde çalışma ortamında teneffüs ettiği tozlardan sağlık problemi yaşadığı için binaya sundurma ilave edilerek bir açık hava stüdyosu yapılmış. İşte bu durum Millesgarden Açık Hava Müzesi’nin başlangıcı olmuş aynı zamanda.

      1920'lerde Millesler bahçenin güney yamaçlarına genişlemişler. 1931-1950 yılları arasında ise Carl Milles’ın Michigan, Cranbrook Sanat Akademisi'nde profesör olduğu dönemde Milles çiftinin yokluğu, Millesgarden‘ın duraklama dönemi olmuş ancak bu sırada Millesgarden 1936 yılında İsveç halkına bağışlanan bir vakfa dönüştürülmüştür.

      Günümüzde Millesgarden bünyesinde hem iç galeride hem de açık hava galerisinde Milles çiftinin eserleri ile çağdaş sanatçıların eserleri sergileniyor. Millesgarden Stockholm’un önemli çekim noktalarından; benim için ise soluklanıp nefes aldığım mekanlardan biri. Bir açıdan İskandinavya’da nefes alacak çok yer var ancak burda halen geçtiğimiz yüzyılın başlarından itibaren bir hazine ve birikim ortasında olmak apayrı bir duygu.  


      Fotografiska

      Södermalm’de deniz kıyısında bulunan Fotografiska; 1906 yılında inşa edlilen Art Noveu adlı endüstriyel binanın 2010 yılında fotoğraf müzesine dönüştürülmesi ile ortaya çıkmış. Benim Fotografiska’yı keşfim de hemen aynı dönemlere denk geliyor. Bence Avrupa’nın en iyi “fotoğraf” galerisi. Sadece fotoğraf ile ilgili eserler sergileniyor. David LaChapelle, Annie Leibovitz, Irving Penn, Sebastiao Salgado gibi pek çok önemli sanatçının orijinal baskılı işlerini ilk kez burada görme şansım oldu. Bu arada galerinin restoran-cafesi öğle buluşmaları için oldukça ideal bir mekan.  

      Carl Milles
      Carl Milles, geleneksel ve yenilikçi bir sanatçı olarak tanımlanıyor. Motifleri seçerken gelenekselden faydalanan ancak bunları geliştirip ve sergileme sürecinde ise oldukça yenilikçi bir sanatçıydı. Eski Yunan ve Roma mitolojisinin yanı sıra İsveç tarihinden de etkilenmiş. Heykellerini, gizlediği çelik konstrüksiyonların yardımıyla büyütüp, havada uçuyor gibi göstermesiyle yenilikçi tarafını öne çıkardı. Granit ve bronz gibi ağır, sert malzemelerle yaptığı heykelleri çeşmelere yerleştirip gökyüzüyle etkileşecek şekilde havada yükselterek en hafif malzeme, su ve hava ile eşleştirdi. Carl Milles çok üretken bir sanatçıydı. En büyük eseri tabi ki, 50 yıl boyunca emek verdiği Millesgården idi.

      Södermalm
      Södermalm son dönem Stockholm burjuvalarının uzun bir süredir yerleşkesi. Södermalm ile ilgili söyleyeceğim ilk söz, şehrin enerjisinden daha farklı bir hissiyatının olduğu. Södermalm sokaklarında hayat farklı yaşanıyor. Kafeleri ve restoranları ile öne çıkmakla beraber şehirdeki pek çok özel etkinlik ve buluşma noktası. Son derece güzel ve tabii ki Abba Grubu’nun üyelerinden Benny Andersson’un kurucusu olduğu oteli görmelisiniz. Giriş katındaki gösteri ve sinema salonu görülmeye değer.

      Östermalm
      En çok Östermalm’de vakit geçirdim diyebilirim, çünkü; şehri ilk orada tanıdım. Gerek en sevdiğim cafe bar Riche’nin orada bulunması gerekse şehre dair ilk keşiflerimi orada yapmam sebebiyle olabilir Östermalm’e olan sadakatım. Bu arada Östermalm’den bahsetmişken ünlü Stockholm sendromunun yaşandığı eski banka şubesi ve binası günümüzde Nobis Hotel olarak işletiliyor. Eğer olay yerini görmek isterseniz otelin cafe bölümünü görmeniz yerterli.

      Photo by visitstockholm.com

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam