Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap

      Onu Ayrı Severiz; Selanik

      "Nice burunlar geçtik, nice adalar, deniz bir başka denize karışıyordu." / Yorgo Seferis

      Onu Ayrı Severiz; Selanik
      Levent Özçelik
      Trendy

      11.09.19

      Dünyada ne var ne yok? Gezer, çeker, anlatır, yazar.

      Ben de ne şehirler ne denizler geçtim her seferinde Urla doğumlu ünlü Yunan şair Yorgo Seferidis gibi... İstanbul, İpsala, Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe, Kavala ve Selanik... Kiminde hüzünler vardı kiminde coşku. Her seferinde en yakın arkadaşlarım şarkılar oldu. Bazen Eleni Karaindrou’nun hüzünlü şarkılarını dinledim, onun şarkılarıyla hayat verdiği,  Theo Angelopoulos filmleri geçti gözümün önünden. Eternity and the day, Weeping Meadow onların öyküleriydi. Bizim öykülerimize ne kadar da benziyordu. Ege gibi. Ege iç denizimizdi, içimizdeki denizdi. Selanik o taraftaydı İzmir bu kıyıda. Tarih boyunca biz bizeydik, sizli bizli olmadık “biz” olduk. Ülkelerin sınırları değişir, bayrakları değişir, Ege değişmez, Egeliler değişmez aynı Anadolu gibi Akdeniz gibi.

      İpsala’yı geçmiş, Tekirdağ geride kalmıştı. Hızla oraya, Selanik’e doğru ilerliyordum. Kavala’da kısa ve hızlı bir mola vermiştim. Selanik, çocuk aklıma Atatürk’ün doğduğu yer olarak girmişti. Yıllar yılı gidip geldiğim bu yollarda hep Mustafa Kemal’i düşünürüm nasıl gitmiş gelmiş, kaç saatte kim bilir diye diye... Ardından gide gele Selanikli arkadaşlarımın sayısı arttı, mahallelerim oluştu, adres sormaz oldu ayaklarım Selanik sokaklarında. Sıkıldığımda, içim başka diyarlara savrulmak istediğinde kolayca Selanik’e koşarım. Selanik seyahatlerim bir ritüele dönüştü. İstanbul’dan çık 6 saat sonra Selanik’tesin. Asla akşam yemeğini kaçırma, yolda arasan birilerini bulursun. Selaniklliler çokça bize benzer, anlık program pratiklerimiz gelişmiştir; “Hey Eleni, Yannis, yoldayım, ne yapıyoruz bu akşam?” İşte bu kadar kolaydır  bir araya gelmek. 

      Atatürk’ün doğduğu yer olması, Selanik’i bizim gözümüzde hala “bizden” saymak için başlı başına yeterli. Bir de, gerçekten İzmir’in ruh ikizi bu kent! Sahil boyunca sıralanan kafeleri, tavernaları, uzosu ve mezeleri ile Ege kültürüne dair her ayrıntının mükemmel bir yansıması aynı zamanda. Sahili İzmir Kordon’a, mutfağı Osmanlı-Türk-Ege mutfağına, halkı Anadolu insanına benziyor ve gündüzden geceye, akşamdan sabaha hayat aralıksız akıyor. Zaten bence Selanik İzmir’dir; Atina ise İstanbul’dur. Biz bize benzeriz diye boşuna dememişler. Ege kasabalarında sabah bir köy kahvesinde karşılaştığınız manzara neyse Halkidiki’nin köylerinde de göreceğiniz aynısıdır. Monastraki’nin henüz kafelere dönüşmeyen sokakları biraz Sirkeci biraz Sultanhamam’dır mesela. 

      Selanik’te hayat genelde “dışarıda” geçiyor. Gündüz kafelerde başlayan hareketlilik gece boyu devam ediyor. Özellikle geceler çok renkli. “Taverna” denilen restoranlarda uzo eşliğinde mezeleri tadabilir, “buzuki”lerde yani gece kulüplerinde Yunan müziği ve danslarıyla sabaha kadar eğlenebilirsiniz. Benim ise dediğim gibi Selanik’te ilk gece ritüellerim vardır. Önce Ta Nisia’ya giderim. Evi ve erkek kardeşi Thanasis’in aile lokantaları Ta Nisia şahane bir restorandır. Geleneksel Yunan ve ada yemeklerini müthiş yorumlarlar. Ardından Yannis’in şehrin en iyi kokteyl barlarından Vogatsikou’da alırım soluğu. Vogatsikou her zaman içi ve önü dolu şık bir mekandır. Sonra Gorillas zamanı gelir. Gorillas genç ve kreatif Selaniklilerin mekanıdır. Sahibi Plakidas Achilleas ise 2018 World Class Bartender yarışması Yunanistan birincisidir. Sonra o sokaklarda turlar ve otelime giderim. Selanik sabahları ayrı güzeldir. Yürü, bir kahvaltı et, sonra yeniden yürü, bir kahve iç. Yürü yürü yürü arada kahve, frappe iç tekrar yürü, Selanik yürümek için ean güzel şehirlerden biridir. 

      Unutmayın!
      Atatürk Evi’ni görmeden Selanik’ten dönülmez. Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen Beyaz Kule ile Arkeoloji Müzesi şehrin önemli turistik yerleri arasında. Çağdaş sanatı seviyorsanız Devlet Çağdaş Sanatlar Müzesi’ni, Makedonya Çağdaş Sanatlar Müzesi’ni ve denize paralel sıralalan mekanlar tabi güzel ancak hemen yakındaki ara sokaklarda yer alan mekanları ısrarla öneririm. Klasik Yunan mutfağı için kentteki favori adresim Mourga. Geleneksel Ege mutfağını deneyimlemek isterseniz Ta Nisia dışında bu kadar lezzetli bir mekanı az yerde görürsünüz. Deniz kenarında kahve keyfi için ise Tribeca’ya gidilmeli.

      Yorgo Seferis  / Theo Angelopoulos

      Yorgo Seferis, 1900 yılında Urla’da doğan 1914’te Atina’ya göçen, Yunan edebiyatının ve 20. yüzyılın en önemli şairlerindendi. Angelopoulos ile Seferis’in yolları Öteki Deniz filminde kesişti. Film, Nobel Ödüllü Yorgo Seferis’in Destansı Öyküleri’nden bir paragraf ile açılacaktı. Ne yazık ki film trajik an ile sona erdi bitemedi. Büyük yönetmenin Ağlayan Çayır ile başlayan, Zamanın Tozu ile devam eden üçlemenin son filmiydi. Pire’de çekilen filmin setinde bir motosikletin çarpmasıyla hayata veda etti. Oysa ne çok anlatacak, izletecek hikayesi vardı...


      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam