Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

arrow3
Yazı Gönder

Sen de Seturday yazarı ol,
yayınlanan her yazı için 150 TL kazan!

Puan Kazan

Seturday’in aktif üyelerinden biri ol,
hem dünyayı keşfet hem de puan topla,
topladığın puanlarla hediye
kazanma şansını yakala!

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Yazar Ol Giriş Yap

      İstanbul'un Simgeleri: Sultanahmet Camii, Ayasofya, Kız Kulesi

      Her gün yanından geçip, defalarca fotoğraflarını çektiğimiz bu eserleri biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz?

      
                            İstanbul'un Simgeleri: Sultanahmet Camii, Ayasofya, Kız Kulesi
      Sefa Yamak
      Trendy

      19.10.18

      “Hayat eşittir an” mottosu, kompozisyonlarıyla dünyayı anlatır her karesi.

      Tüm önemli şehirler sembollerle anılıyor. Tarihsel ve duygusal bağlarla şehirlerle özdeşleşen bu semboller şehirlerle ilgili hikâyeleri de çok ilgi çekici. İstanbul olarak biz biraz daha şanslıyız galiba. Camilerden kulelere, köprülere kadar pek çok şey var.

      İlk üç sembolde ise herkes hemfikirdir sanırım: Sultanahmet Camii, Ayasofya ve Kız Kulesi. Bizi dünyaya tanıtan ve benim de pek çok kez ziyaret edip her hâlini çekmeye çalıştığım bu önemli eserleri her seferinde nasıl daha farklı fotoğraflayabilirim diye kafa yormaya devam ediyorum.

      Sultanahmet Camii

      1609 yılında Sultan I. Ahmet’in emriyle yapımına başlanan caminin inşası 7,5 yıl sürer. Kendinden önceki sultanların isimleriyle anılan muhteşem camilerden daha güzelini yaptırmak isteyen Sultan I. Ahmet, binanın yapımıyla Sedefkar Mehmet Ağa’yı görevlendirir. Bu yapıyı ancak Mimar Sinan ekolünden gelen biri yapabilecektir.

      Sultanın bizzat toprak atmasıyla yapımına başlanan caminin kubbe yüksekliği 43 metre kubbe çapı ise tam 23,5 metre. 260 camla aydınlatılan caminin içi bu yüzden oldukça ferah. Mavi ağırlıklı çinileri ve kubbelerindeki mavi kalem işlerinden dolayı yabancıların Mavi Camii (Blue Mosque) dedikleri Sultanahmet, içindeki 23 bin İznik çinisiyle eşsiz güzellikte.

      Sultanahmet Camii’nin en önemli özelliği altı minaresi olan ilk cami olması. Öncesinde altı minareli cami sadece Mekke’de vardı. O dönem tartışmalara sebep olan bu fikir yüzünden Sultan, Mekke’deki camiye bir adet daha minare ekletir. İstanbul’daki caminin minareleri ise ancak bu minarenin inşaatı bittikten sonra yükselir.

      Sultanahmet Camii’nin girişindeki demir kordon yüzünden padişah camiye geldiğinde atı üzerinde eğilerek camiye girmek zorunda kalır. Böylece Allah’ın evine giren padişah da olsa eğilerek girmeli mesajı verilmek istenmiş. Caminin yapımında I. Ahmed’in temel atılırken kullandığı kazma, Topkapı Sarayı’nda saklanıyor.

      Ayasofya
      Ayasofya aslında aynı yerde üçüncü kez inşa edilmiş. İlk kilise, 360 yılında yapılır ve bir halk isyanında yakıp yıkılır. 415 yılında tekrar inşa edilen kilise, 532 yılında yine bir halk isyanının kurbanı olur. Bugünkü bina 537 yılında tamamlanır. Üçüncüsünde biraz daha farklı bir planla yapılan binanın kubbesinin yüksekliği 55,60 metre, çapı ise kuzey güney doğrultusunda 31,87 metre, doğu batı doğrultusunda ise 30,86 metredir. Dönemin en güzel mermerleri ve sütunları kullanılır.

      Haçlı Seferleri’nde yağmalanan bina, Fatih Sultan Mehmet’in fethinden sonra camiye çevrilir. Minareler ise Mimar Sinan tarafından eklenir. Sultan Abdülmecid Dönemi’nde 1847-1849 yıllarındaki onarım sırasında içerisindeki hat yazılar eklenir. “Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” yazılı bu levhalar İslam âleminin en büyük hat levhaları olarak biliniyor. Ayasofya, Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye çevrilerek 1 Şubat 1935’te müze olarak ziyarete açılır.

      Ayasofya kelimesi ise “Kutsal bilgelik” anlamına geliyor. Sadece İstanbul’un değil dünya mimarlık tarihinin en önemli sanat eserlerinden biri olan, efsaneler ve tılsımlar dolu Ayasofya’ya her girişimde ihtişamı karşısında inanılmaz etkileniyorum.


      Kız Kulesi

      İki kıtanın buluştuğu noktada yer alan Kız Kulesi, İstanbul’un 2500 yılına şahit. Antik Çağ’dan Bizans’a, Bizans’tan Osmanlı’ya kadar tüm dönemleri görmüş. Gizemli edasıyla denizin ortasında adeta tek başına gözcülük etmiş koca İstanbul’a.

      Kuleyle ilgili birkaç efsane var ama Kız Kulesi’nden tarihte ilk defa M.Ö. 410 yılından bahsediliyor. Araştırmalara göre Asya sahillerinden kopan çıkıntı zamanla bir adacık oluşturur. Sonrasında üzerine Atinalı bir kumandan tarafından inşa ettirilen kulenin görevi, gemileri denetlemek ve vergi almaktır. Sarayburnu’ndan buraya kadar zincir çekilir.

      İlk belirgin yapı ise M.S. 1110’da yapılır. Osmanlı döneminde ise Fatih Sultan Mehmet kuleyi yıktırır ve yerine taştan küçük bir kalecik yaptırır. Bugün gördüğümüz kulenin temelleri ve alt katın önemli kısmı bu dönemden kalma. 17. asırda yerleştirilen fener sayesinde bir deniz fenerine dönüşür ama 1830-31 yıllarında kolera hastanesi olur. Cumhuriyet döneminde ise önce askeriye sonra şehir hatlarına devredilir. Günümüzde ise 1995 yılında geçirdiği restorasyondan sonra artık kafe-restoran olarak hizmet veriyor.
      En bilinen efsanede ise kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızı on sekiz yaşına girince bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenmiştir. Bundan kızını korumak isteyen kral, denizin ortasındaki kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Ancak, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesi ısırarak ölmesine neden olur.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Türkiye hakkında ziyaret eden gezginlerden tavsiye almak için tıklayın!

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam