Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

arrow3
Yazı Gönder

Sen de Seturday yazarı ol,
yayınlanan her yazı için 150 TL kazan!

Puan Kazan

Seturday’in aktif üyelerinden biri ol,
hem dünyayı keşfet hem de puan topla,
topladığın puanlarla hediye
kazanma şansını yakala!

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Yazar Ol Giriş Yap

      Dalmaçya'nın 2 Utangaç Güzeli

      Seyahat ederken en çok şaşırmayı seviyorum...

      Dalmaçya'nın 2 Utangaç Güzeli
      Serra Gürçay
      Trendy

      26.07.19

      Çocukluğundan bu yana 12 şehir ve 8 ayrı ülkede yaşayan Serra, şehirleri önce kokluyor sonra insanlarını dinliyor ve yoldan hikayeler yazıyor.

      İsmini daha önce duymadığım kasabalarda beklenmeyeni bulmak, ezberleri bozan bir coğrafya ile karşılaşmak, olağanüstü lezzetleri en ummadığım yerlerde tatmak o tatilin unutulmaz geçeceğinin ilk işaretleri oldu hep. Dubrovnik ve Split gibi popüler komşularının yanında gölgede kalan Sibenik ve Zadar işte bu anlamda sürprizlerle dolu ve yakın ilgiyi hak eden iki mahcup güzel.

      Hırvat sahillerinde devamlı bir ikilem içinde kalıyor insan. Yat kiralayıp tüm gün tarihi kalıntılar arasında yüzmek ve akşam olduğunda bakir bir adaya demir atmak mı? Yoksa surlar içindeki taş şehrin meydanında akordeon sesleri eşliğinde bir iki kadeh tokuşturup dar sokakları arşınlamak mı? Dalmaçya sahili boyunca toplam 1244 adanın sadece 50’sinde oturum var. Daha ilk görüşte denizin berraklığı ve zümrüt gibi parlayan kara parçalarının görüntüsü insanı kendinden alıyor. Karşımda gördüğüm manzara turizm broşürü tadında cümleler kurdurtuyor olsa da, kendimi çok geçmeden kale içindeki sokaklarda buluyorum.     

      Sibenik  

      Sibenik Kasabası Dubrovnik gibi baş döndürücü değil; dolayısı ile turist kafileleri ve limana yanaşmak için sırasını bekleyen dev kruvaziyer sorunsalına da sahip değil. Eski Yugoslavya döneminde fabrikaların ve askeri limanın bulunduğu, savaştan sonra özelleştirilmiş bir bölgeden bahsediyoruz. Eski Yugoslavya’ya ayak basmış olanlara tanıdık gelecek binalar ile karşılaşınca -ne yalan söyleyeyim- biraz hayal kırıklığına uğruyorum. Şehrin kalbine doğru yürüdükçe olağanüstü güzellikte tarihi yapılar, boğaz ve dört kale ile korunan eski şehir merkezi gönlümü almayı başarıyor. Gerçek bir yer burası, süslenmiş-püslenmiş değil, doğal ve olduğu gibi. Şehir, nehir ve denizin birleştiği bir noktada. O yüzden denizin üzerinde yüzen kuğuları görünce şaşırmıyorum. St. James Katedrali ve bulunduğu meydan, Aziz Lawrence Manastırı’nın gizli botanik bahçesi ve tepedeki kale ile şehir çok geçmeden kalbimi kazanıyor. 

      Akşam ise ülkenin en iyi restoranı unvanına sahip Pelegrini Restaurant’ın avlusuna girdiğimde samimi, mütevazı ama bir o kadar da detaylara özen gösteren bir ekip ile karşılaşıyorum. Yılbaşında Michelin yıldızı almış olan restoranın tadım menüsünde gelen mavi yengeç, deniz tarağı ve geleneksel cevapcic’e getirilen yeni dokunuşlar birbirinden güzel elde yapılmış seramik sanat eserlerinin içinde servis ediliyor. Ülkenin bir numaralı restoranının Dubrovnik veya başkent Zagrep’te değil de, bir sahil kasabasında böyle gözlerden uzak dar bir sokağın içinde karşıma çıkması ve ortamının bu kadar organik olması yeni nesil restoranlara olan inancımı daha da artırıyor. 


      Krka Milli Parkı

      Sabah olduğunda Sibenik’ten sadece 20 dakikalık mesafedeki Krka Milli Parkı’na doğru yola çıkıyorum. Doğal irili ufaklı 17 şelaleye, çeşitli yürüyüş parkurlarına, 800 tür bitkiye, 18 farklı türde yarasa topluluğuna ev sahipliği yapan park, yaz aylarında çok popüler olduğundan girişte uzun kuyruklar var. İçeri girdikten sonra nedenini anlıyorum. Burası sadece seyirlik değil; gençler nehre ve şelalelere girip doğanın tadını çıkarıyor. Buz gibi soğuk suyun içinde oluşan girdaplar doğal jakuzi görevini yerine getiriyor. Bu olağan dışı doğa, Hollywood yapımcılarının da ilgisini çekmiş olsa gerek ki Game of Thrones’un bazı sahneleri bu şelalelerde çekilmiş. Dev bütçeli dizide geçen King’s Landing isimli hayali şehir Dalmaçya sahillerinde farklı noktalarda çekildiğinden son senelerde Hırvatistan’da dizi temalı turlar iyice popülerlik kazanmış. Bu duruma hafif bozulan Hırvatlar, tüm güzelliklerimizi ve tarihimizi 2-3 dizinin takdirine bırakamayız deseler de ülke tanıtımı açısından büyük adımların atıldığı da hiç şüphesiz. 

      Zadar’da Şarkı Söyleyen Deniz

      Parktan çıkıp meraklı ruhumu yatıştırmak için yaklaşık bir saat mesafedeki Zadar şehrine doğru yol alıyorum. 

      İlk olarak mimar Nikola Basic’in “Deniz Orgu” ve “Güneşe Selam” isimli sahildeki eserlerini görmeye gidiyorum. Basic, kamusal alanlara getirdiği yaratıcı yorumlar ile ülkenin en sıra dışı isimlerinden biri. Sahilde denizin altına org tarzı bir enstrüman döşemiş. Dalga şiddetine göre rüzgar ve deniz her an farklı melodiler besteliyorlar. Benim gittiğimde hava sakin olduğundan huzurlu bir uğultu denizin dibinden yukarı doğru yükseliyordu. Kışın fırtına koptuğunda deniz o kadar şiddetleniyormuş ki orgun sesi adeta çıldırıp sahildeki evlerde yaşayanları gece yarısı uyandırdığı oluyormuş. Bu dramatik sahneyi gözümde canlandırmaya çalışıyorum. (rahatsız olanlar kime şikayette bulunuyor acaba? J) Mimarın bir diğer eseri olan “Güneşe Selam” ise güneş ışınlarını içinde hapseden dev bir solar panel. 22 metre çapındaki enstalasyon güneş batınca günün renklerini geri yansıtıyor. Gün batımında deniz kenarı renkli ışıklar ile doğal bir diskoteğe dönüşüyor. 

      Şehrin bir diğer sürprizi ise görüntüsü hoşuma gittiği için kazara içine girdiğim şehir merkezindeki The Garden Lounge oluyor. Yeşillikler içindeki manzaralı bahçeyi gezerken barda gördüğüm -ve gözümün bir yerlerden ısırdığı- son derece cool mekan sahibi ile konuşup bilgi alıyorum. Kendi içeceklerini ürettiklerini öğreniyorum. Bir de çeşitli müzik festivalleri düzenlediklerini söylüyor. Akşam yerli bir rehber ile konuşurken “Aaa orası UB 40 grubunun üyelerinin açtığı yer, gördüğün kişi büyük ihtimalle gitarist James Brown’dur” diyor. Nasıl ya oluyorum... Şaşırmayı seviyorum demiş miydim daha önce?


      Photo Credit

      www.pelegrini.hr

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Hırvatistan hakkında ziyaret eden gezginlerden tavsiye almak için tıklayın!

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam