Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap

      Bir Masal Şehri: Prag

      Prag’a gitmeden önce konuştuğum herkes, “Masal gibi bir yer” diyordu, sürekli. Prag’a varıp taş döşeli sokaklarında yürürken etrafımdaki güzellikleri gördüğümde tüm söylenenlere hak verdim.

      Bir Masal Şehri: Prag
      Sefa Yamak
      Trendy

      18.10.18

      “Hayat eşittir an” mottosu, kompozisyonlarıyla dünyayı anlatır her karesi.

      Bir iki günde keşfedilecek küçük bir şehir gibi gelse de bence Prag, en az 3-4 günlük bir geziyi fazlasıyla hak ediyor. Aceleyle gezilecek bir yer değil. Her köşesi o kadar etkileyici ki, yavaş yavaş gezip şehrin keyfine varmak gerekiyor.

      Prag için en güzel zamanın Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim ayları olduğunu söylüyorlar. Hem havalar biraz daha ılıman hem de kalabalıklar biraz daha az. Ama siz de benim gibi fotoğraf peşinde koşan biriyseniz her hâlini merak edersiniz eminim: Kışın sisler içindeki Charles Köprüsü’nü veya karlı sokaklarını...

      Şehirde metro ve tramvayla çok iyi bir ulaşım ağı var ama mümkünse şehir merkezinde kalın, böylece şehrin keyfini çıkarmaya daha çok vaktiniz kalır. Prag, yürüyerek kolayca gezebileceğiniz yerlerden. Nehrin diğer yakası daha tepelik ama oralara da çıkmak çok yorucu değil.


      Meydana açılan her sokak gezmeye değer. Güzel kafeleri, kiliseleri, küçük müzeleri, hediyelik dükkânlarından uzun süre ayrılamayacaksınız.

      Gezmeye Şehrin Kalbinden Başlıyoruz
      Staromestske Namesti yani Eski Şehir Meydanı, Prag’ın kalbi. Meydanın en turistik yeri Astronomik Saat Kulesi ve Tyn Kilisesi de burada. Her saat başı, biriken kalabalık eşliğinde saatin içindeki kapaklar açılıyor ve hareket eden heykeller, çan sesleri arasında dolanarak tur atıp geri giriyorlar. Saatin yer aldığı kuleye mutlaka çıkın. Burada meydanın ve şehrin eşsiz bir görüntüsü var.

      Buradan sonra istikamet, şehrin önemli simgelerinden bir diğeri, her daim hareketli Charles Köprüsü (Karluv Most). Köprüden şehri izlemek harika ama kendisi de minik bir müze gibi. Üzerindeki heykellerin her biri sanat eseri. Sanatçıların eserlerin sattığı tezgâhlar da var. Köprünün kulelerine de çıkılıyor.

      Prag Manzarasını Güzelleştiren Kuğular
      Köprü, buradan sizi şehrin diğer önemli kısmına bağlıyor. Köprüden geçip önce sağ tarafa dönüyoruz. Burada ünlü Kafka Müzesi ve şehrin sembollerinden biri hâline gelmiş kuğuların olduğu alan var.

      Şehirle bütünleşen Prag Kalesi’ne de buradan gidiliyor. Yol üzerindeki St. Nicholas Kilisesi harika. Bu arada akşam saatlerinde birçok kilisede düzenlenen konserler, Prag’ın özel etkinliklerinden. Programlarını, gündüz gezerken kiliselerin önlerindeki duyuru tabelalarından takip edebiliyorsunuz.

      Kaleye ve civarına neredeyse yarım gün ayırmak gerekiyor. Buraya çıkan yol üzerindeki sokaklar ve dükkânlar bile başlı başına görülmeye değer. 570 metre uzunluğuyla “Dünyanın en uzun kalesi” olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş kale, kraliyetten sonra şimdi de devlet başkanına ev sahipliği yapıyor. St. Vitus Kilisesi, Eski Kraliyet Sarayı, kuleleri, zindanları, küçük oyuncak müzesi, parkı, kafeleri ve seyir terasıyla görecek çok şey var.

      Şehrin en ilginç sembollerinden biri de Metronome. Metronome’a çıkış yolu ve etrafındaki kocaman park çok güzel. Vlatna Nehri’ndeki köprüleri sırasıyla görebileceğiniz ve şehre tepeden bakabileceğiniz çok güzel noktalara sahip.

      Buradan tekrar nehir kıyısına inip tam karşımızdaki köprüden ilerleyerek şehrin Yahudi Mahallesi’ne geçiyoruz. Mezarlıkları ve özel binalarıyla ayrı hikâyesi olan bir bölge. Hemen yanında ise büyük markaların yer aldığı şehrin en pahalı caddesi Parizska Caddesi var.

      Kampa Bölgesi, Lennon Duvarı ve Petrin Tepesi

      Charles Bridge, günün her saati şehrin en güzel anlarını yakalayabileceğiniz bir yer. Özellikle sabah gün doğmadan burada olursanız hem en sakin hâlini yakalayabilirsiniz hem de güneşin doğuşundaki en güzel renkleri görebilirsiniz.

      Diğer bir günümüzü de köprünün sol tarafındaki Kampa Bölgesi’ne ayırıyoruz. Parkın içinden geçerek müzeye ve Kampa Adası’na ulaşılıyor. Keyif yapmak ve piknik için burası en iyi yerlerden biri.

      Daha az gezilen bu bölgede keşfedecek yine çok şey var. Lennon Duvarı, Petrin Tepesi’ne de buradan gidiliyor. Petrin Tepesi, hani uzaktan baktığınızda minik Eyfel Kulesi’ni gördüğünüz yer. Güzel bir parkın içerisinden geçerek tepeye çıkılıyor. 20-30 dakikanızı alıyor ama şehri özel bir yerden izlemek istiyorsanız burayı gezi rotanıza almalısınız.

      Trdelnik Tatlısının Tadına Bakmadan Dönmeyin Nehrin derinliklerine doğru indiğimizde başka bir sembole denk geliyoruz: Dancing House yani “Danseden Bina”. Ünlü mimar Gehry’nin imzasını taşıyan bina, dans eden bir kadınla erkeği sembolize ediyor. Yol üzerindeki Ulusal Tiyatro binası da oldukça etkileyici.  Şehrin önemli meydanlarından olan Wenceslas Meydanı, Ulusal Müze’ye ev sahipliği yapıyor. Eğer seviyorsanız Prag Şehir Müzesi, Mucha Müzesi, Seks Müzesi, İşkence Müzesi de gezebileceğiniz diğer müzeler. Her köşede göreceğiniz ünlü tarçınlı ve şekerli Trdelnik tatlısını da yemeden dönmeyin.  Masallardan çıkma bu şehri yalnızca bir kere görmekle inanın yetinemeyeceksiniz. ​​

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam