Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap

      Beyaz Krallık; Laponya

      Son yılların popüler seyahat noktalarından olan Laponya, Finlandiya, İsveç, Norveç ve biraz da Rusya'yı içine alan bir bölümden oluşur. Sami ırkının hüküm sürdüğü bu topraklar Kuzey Işıkları'nın büyülü gösterisinden Noel Baba'nın evine uzanan harikalarıyla bembeyaz bir krallığa ait gibidir.

      Beyaz Krallık; Laponya
      Burak Özberk
      Trendy

      29.08.19

      52 yaşında; evli, 3 çocuklu bir gezgin, fotoğrafçı ve rehberdir.

      ​Türkiye'den seyahat eden gezginlerin son yıllarda Laponya'yı tercih etmesinin başlıca sebepleri, Noel Baba'nın köyünün burada olması ve herkesi kendine hayran bırakan Kuzey Işıkları’nı görme arzusudur denilebilir. Tabii bunların dışında Huski (Husky) cinsi köpekler tarafından çekilen kızaklara binmek, Ren geyiği çiftliklerine gitmek, buz tutmuş göllerde yürümek, modern iglolarda geceyi geçirmek de seyahatseverler için deneyimlendiğinde büyük keyif veren aktiviteler olarak karşımıza çıkar. 2017 sömestr tatilinde grubumla birlikte en son yaptığım Laponya seyahati programını anlatarak, sizi bu beyaz krallığı keşfe davet ediyorum.

      1. Gün

      THY ile üç buçuk saat kadar süren İstanbul-Helsinki uçuşunu takiben, Finlandiya Havayolları ile bir saatte Helsinki'den Ivalo'ya uçtuk. Ivalo'da uçaktan dışarıya çıkıp terminale yürürken düşen ince ince kar taneleri, geldiğimiz coğrafyaya dair ipuçları gibiydi. Dönene kadar sadece beyazın hüküm süreceği bir coğrafyaya bu şekilde bir giriş yapmak, herkesin yüzünde hoş bir tebessüm bıraktı. Akşam saat 22 gibi 63. kuzey enlemde bulunan Saariselka Köyü’ndeki otelimize girdik. Girdik de herkes bir an önce saate bakmadan köyü keşfetmek istediği için hemen dışarı çıktık. Eksi 20 derecede yaptığımız beyaz yürüyüş, uyumadan önce hepimize çok iyi geldi.

      2. Gün

      Sabah 09.30'da otelden çıktığımızda hava hâlâ karanlıktı. Zaten topu topu üç dört saat aydınlık olacak bir kış gününe uyanmıştık. İstikametimiz, Norveç'e geçip 60. enlemdeki Avrupa'nın en kuzey topraklarından olan Kirkenes'ti; Kral Yengeç avına eşlik edecektik. Karlı yollarda yıllarını geçirmiş deneyimli şoförümüz, yaklaşık dört buçuk saatlik yolculuk sonrası bizi Norveç topraklarına getirdi.

      Bir kulübede bize soğuğa dayanımı en yüksek seviyede olan özel kıyafetler, ayakkabılar, eldivenler verdiler. Kasklarımızı da taktıktan sonra, kar motosikletleriyle çekilen geyik postu kaplı kızaklara bindik. Buz tutan kuzey denizinin kollarından birinde, fiyordun içinde, yokluğun hiçliğe, sonsuzluğun boşluğa karıştığı bir noktada kızaklardan indik. Artık doğanın en çılgın haliyle hüküm sürdüğü ve kendimizi en zayıf hissettiğimiz dakikalarını yaşıyorduk seyahatin.

      Buz kırma işlemi sonrası, buzun altına av için bırakılmış sepetleri çekmeye biz de yardımcı olduk. Bir süre sonra buz üstüne çıkan sepetteki yengeçler, avın oldukça bereketli geçtiğini gösteriyordu. Dünyanın en büyük yengeçleriyle fotoğraflar çektirdikten ve eksi 30 dereceye kadar inen soğuğu artık ciddi şekilde hissetmeye başladıktan sonra kulübeye döndük, kıyafetlerimizi değiştirdik ve bizim için hazırlanmış masalara oturduk. O an yanı başımızda yanan odun sobası kadar bizi mutlu eden başka şey olamazdı herhalde.​

      Az önce avlanan yengeçleri kısa süre içinde servis ettiler. Herhalde hayatımız boyunca yediğimiz en taze, en okyanus kokulu ve en görkemli ziyafetti. Üstelik de biz tamam artık yiyecek yer kalmadı diyene kadar devam eden bir ziyafet! Akşam otele döndüğümüzde, artık herkes Laponya'nın nasıl bir yer olduğunu anlamıştı ama daha yapılacak çok şey vardı.

      3. Gün

      Saat 07.30'da otelden çıktık; istikametimiz Ranua'da bulunan doğal yaşam parkıydı. Dünyadaki bütün hayvanat bahçeleri arasında en kuzeyde bulunan bu parkın özelliği, Kuzey Kutup Dairesi'nde bulunan bütün hayvanları görme şansı veriyor olması. Doğal ortamlarında gördüğümüz kutup ayıları, kurtlar, beyaz baykuşlar, kızıl tilkiler, bizonlar, Beyaz Krallığın gerçek sahiplerinin kimler olduğunu bize gösterdi.

      Öğleden sonra ise bu krallığın sarayına, yani Noel Baba'nın köyüne gittik. 66. enlemde Kuzey Kutup Dairesi'nin tam üstünde kurulan bu köyü ziyaret edenler, burada bulunan Kutup Dairesi çizgisinin üstünden geçebiliyor, Noel Baba ile tanışıp fotoğraf çektirebiliyor, postaneden Noel Baba pullarıyla kartpostal gönderebiliyor ve bu masalsı ortamda odun ateşinde pişirilen somon yiyip yaban mersini çayı içtikten sonra alışveriş yapabiliyorlar.

      Köy ziyareti sonrası köyün içinde bulunan tavanı cam kaplı olan modern iglolarımıza geçtik. Resepsiyondan her birimize valizlerimizi taşımak için kızak verdiler. Kızakla otel odasına gitmek kimsenin bir daha yaşayamayacağı bir deneyim olsa gerek. Gerçi her gün o kadar farklı şeyler yaşıyoruz ki burada, beş duyumuz sürekli açık halde, bedenimizi daha iyi tanıyoruz. Akşam iglolardan çıkıp Kuzey Işıkları’nı daha iyi gözlemleyeceğimiz bir merkeze gitmek üzere toplandık. Tam otobüse binecekken, gruptan bir kişi hepimizi gökyüzüne bakmaya davet etti. Evet, işte Kuzey Işıkları bize yüzünü gösteriyordu! Güneşten kopup gelen parçacıkların yeryüzünün manyetik alanıyla etkileşmesi sonucu ortaya çıkan bu ışıkları, yerel Sami halkı yüzyıllarca, tilkinin kuyruğuyla gökyüzüne çizdikleri diye düşünmüştü. Hemen fotoğraf makinelerimizi çıkardık ve bu ışık gösterisini sonsuza kadar hafıza kartlarımıza hapsettik.

      4. Gün

      Eurovision'da birinci olan Fin hard rock grubu Lordi'nin şehri Rovaniemi'deydik. Huskiler, Ren geyikleri ve kar motosikleti günü! Sabahtan kar motosikletlerini kullanarak Ren geyiği çiftliğine gittik. Ren geyiklerinin çektiği kızaklarda otururken bu büyülü doğayı seyre koyulduk. Her birimiz gördüğümüz manzaraların belki de bu yaşlı dünyamızın bize sunabileceği en güzel görüntüler olduğunu düşünmüşüzdür. Daha sonra hemen yakında bulunan Huski çiftliğine geçtik. Köpeklerin çektiği kızakları kullandık, buz tutmuş gölün etrafında sıra sıra giden kızakların sonsuz beyazlığı yardığı görüntülere şahit olduk. Kızaklardan indiğimizde herkesin yüzündeki ifade, sadece bir iki kez yaladıktan sonra lolipopu elinden alınmış küçük bir kız çocuğunun ifadesine benziyordu. Buraya tekrar dönmek isteği çoktan herkesin gönlünde yatmaya başlamıştı bile. Somon çorbası ve geyik eti kavurmasından oluşan öğle yemeği sonrası, Rovaniemi'de kalacağımız otele geri döndük. Altı ay karla kaplı bu şehrin sokaklarında yürümek, alışveriş yapmak, doğal yaşam müzesini ziyaret etmek, barlarda takılmak, ayı eti bile sunan restoranlarda yemek yemek, günün geri kalan zamanında grubun yaptıkları arasında oldu.

      5. Gün

      Yeni deneyimler grubumuzu bekliyordu. Sabahleyin dünyanın en büyük kar şatosunu gezdik. Dünya çocukları için 1996 yılında ilk kez Kemi'de yapılan kar şatosu, o seneden sonra her yıl aynı şehirde farklı sanatçılar tarafından yeni baştan inşa ediliyor. Buzdan yapılan heykellerle süslü bu şatoda, buzdan yapılmış otel odaları, restoranlar, hatta kilise bile var.

      Öğleyin 1961 yılında kış aylarında buz tutan Baltık Denizi'nde ticaret yolunu açık tutmak için yapılmış olan, daha sonra da turistik gemiye dönüştürülen Sampo isimli buzkıran gemisine bindik. Öğle yemeğini gemide, Baltık Denizi'nde buz kırarak ilerlerken yedik. Dileyen yolcular neopren kıyafetler giyerek denizin ortasında buz kırılarak açılan havuzlarda buzlu suya girdiler. Laponya macerasının herhalde gelinebilecek en uç noktası olan buzlu suda denize girme etkinliğini de gerçekleştirdikten sonra bütün liste tamamlandı. Artık dönüş zamanı geldi.

      6. Gün

      Sabah kahvaltısı sonrası Helsinki aktarmalı olarak İstanbul'a dönerken herkes hemen hemen aynı duyguları paylaşıyordu. Dünyanın öbür ucuna gitmiştik, Kuzey Işıkları’nın dansına şahit olmuştuk, Eskimolar gibi iglolarda kalmış, köpeklerin çektiği kızaklara binmiş, buzlu suda yüzmüştük. Bunları yaparken de eksi 30'lara kadar düşen hava şartlarını yaşamıştık. Artık bundan sonra bu kadar güzel maceralarla dolu bir seyahat yapar mıydık bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey varsa artık kolay kolay üşümeyecek, üşüsek de Laponya günlerimizi hatırlayıp hiç mi hiç şikâyet etmeyecektik!

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam