Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

arrow3
Yazı Gönder

Sen de Seturday yazarı ol,
yayınlanan her yazı için 150 TL kazan!

Puan Kazan

Seturday’in aktif üyelerinden biri ol,
hem dünyayı keşfet hem de puan topla,
topladığın puanlarla hediye
kazanma şansını yakala!

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Yazar Ol Giriş Yap

      Afrika'dan İlham Verecek Üç Küçük Sır

      Sıra dışı destinasyon arayanlar Botswana'da lüksü yeniden tanımlayacak, Namibya'nın elmaslarla gizli tepelerini keşfedecek ve Bazaruto Adası'nda okyanusun merhametine sığınacak. Hayatının dört yılını Afrika'da geçirmiş olan Serra Gürçay kıtanın en sevdiği bölgelerini bizlerle paylaşıyor.

      Afrika'dan İlham Verecek Üç Küçük Sır
      Serra Gürçay
      Trendy

      03.12.19

      Çocukluğundan bu yana 12 şehir ve 8 ayrı ülkede yaşayan Serra, şehirleri önce kokluyor sonra insanlarını dinliyor ve yoldan hikayeler yazıyor.

      Afrika kıtasına hastalık derecesinde duyulan hasret için “Le Mal d’Afrique” diye bir tabir olması tesadüf müdür? Başka bir kıta veya ülke için benzer bir tanımlama olduğunu hiç sanmıyorum. İtiraf etmeliyim ki bu rahatsızlık bende de zaman zaman kendini gösteriyor. Ne zaman şemsiye şeklini almış bir akasya ağacı, dans eden boncuk saçlı bir kadın, elimi uzattığımda dokunabilecekmişim gibi duran bir gökyüzü, filleri sarhoş eden Marula ağaçlarının fotoğrafları çıksa karşıma buruk bir özlem ve bozkırların kendine has kokusu dolduruverir şehir hayatımı. Bugün de işte öyle bir gün. Afrika fotoğraflarına bakarken buluyorum kendimi. Kıtanın az bilinen köşeleri, sır dolu tepeleri ve küçük hikayelerini paylaşma vakti gelmiş demek. 

      1. Bana Lüksü Tekrar Anlat Botswana

      Coğrafi zorluklar nasıl avantaj haline getirilir merak eden varsa bu ülkeyi yakından incelemeli. Okavango Nehri her sene Afrika’nın dağlık ve sulak bölgelerinden toplanan yağmur sularını da bünyesine katıp 1000 km kadar güneye akarak Kalahari Çölü’ne karışır. Geçtiği tüm toprakları yeşile boyayan ve bölgedeki tüm kuş ve vahşi hayvan sürülerine hayat veren nehrin deltası, kışın yüz binlerce minik tropikal adaya ev sahipliği yapar. Yazın ise Afrika’nın kızgın güneşinin kuruttuğu sulak bölge kızgın kum nehrine dönüşür. Küçük adacıklar çölün ortasında konuşlanmış minik vahalar haline gelir. Ulaşımın zorluğu karşısında azla yetinmek, doğanın sunduklarını ve sınırladıklarını çok daha iyi anlamayı sağlar. Öyle ki, pırpır uçakla en az 1-2 saat mesafeden getirilen yemek malzemelerini görünce israf etmemeyi ve elde olanla idare etmenin önemini anlar insan. Ülkenin kitle turizmine hep uzak kalışı ve senelerdir sadece az ve öz turist ağırlaması her ne kadar konaklama fiyatlarını biraz uçuruyor olsa da,  özellikle Amerikalı kuş gözlemi meraklıları için bölge “bucket list”lerin en tepesinde.

      Okavango Deltası’nda safariye çıkmak başka hiçbir safariye benzemez. Burada sizi bekleyen 4x4 araçların yerini halkın ulaşım aracı olarak kullandığı mokoro’lar alır. Gondolları anımsatan, en fazla iki kişilik küçük kanolar eski zamanlarda “sosis ağacından” yapılırmış. Zaman geçtikçe cam elyaf kullanılmaya başlanmış. Sessizce sığ sularda ilerlemek ve altınızda uyuklayan suaygırlarını, timsahları rahatsız etmeden süzülerek gün batımını seyretmek hayatta yaşanacak ender ayrıcalıklardan... Kürekle çekilen ve eni bir kalça boyunu aşmayan mokoroların bir diğer özelliği de dengelerinin kolay kolay bozulmaması. Bu ulaşım aracının çok dar olması nehrin üzerinde adeta bir ormanı anımsatan su bitkilerine zarar vermeden süzülüp gidebilmeyi sağlar.  Arkanızda tek bir ayak izi bırakmadan bu muhteşem doğaya tanık olmanın keyfi de böylelikle size kalır. 

      Konaklayın

      Jao Camp, Okavango Deltası’ndaki bu ahşap kamp yüksek gustosu ve detayları ile Afrika’nın kalbinden çıkmış bir sanat eseri gibi.


      2. Namibya’nın Kızıl Tepeleri

      Afrika’nın en zengin ülkelerinden biri olan Namibya’nın yüzölçümü Türkiye ile neredeyse eşit ama her bir kilometrekareye sadece iki kişi düşer. Kıtanın en tenha ülkesini diğer Afrika ülkelerinden farklı kılan bir başka özellik de güney batısındaki Namib Çölü ve zengin elmas madenleri. 80 milyon yaşındaki Namib Çölü Sahara’dan sonra dünyanın en büyük ikinci çölü. Bu bölgede hareket eden ve boyları 200 metreyi aşan, dünyanın en yüksek kumulları bulunur. Atlantik’ten esen sert rüzgarlar bu kum tepelerini her sene biraz daha kuzeye doğru savurur. Okyanusa en yakın olan bölgedeki kızıl kum tepelerinin içinde dünyanın sayılı elmas rezervleri saklıdır.

      Bak Ama Dokunma

      Siz hiç farklı bir gezegene adım atmış gibi hissettiniz mi? Elmas tarlalarını görmek için küçük bir helikopter turu yaptığımda, tepelerin neredeyse üzerine konacak gibi geçen pervanenin rüzgârıyla hareket ettiklerine şahit olmuştum. “Yasak Elmas Bölgesi” güneye Oranj Nehri’ne kadar iner ve Güney Afrika’daki madenlerle birlikte dünyanın en büyük elmas madenlerinden biri olma özelliğine sahip. Bu bölgede halen senede 200 kilo ham elmas çıkarılıyor. Beni gezdiren pilota: “Tarlada gezip bir iki mahsulün ayakkabı tabanıma yapışıp kalmasını  dilerdim” dediğimi “Buraya her gelen senin gibi düşünse zaten maden filan kalmazdı” cevabını aldığımı şimdi yüzüm kızararak hatırlıyorum. Akşam yemeğinde çölün kuzeyinden Walvis Körfezi’nden özel olarak getirtilmiş meşhur iri ve etli Namibya istiridyelerinin tadına bakarken: “Tarladan elmas toplayamadım acaba istiridyeden inci çıkar mı?” diye kabukluları epey incelediğimi ise ben değil ama evde hala anımsayanlar var. smiley

      3. Mozambik’te Okyanus Masalları

      Güney Afrika’nın doğusunda Hint Okyanusu’na yüzünü dönmüş olan Mozambik eski bir Portekiz sömürgesi. Dev kerevit, ıstakoz ve her tür kabuklunun çok bol ve hesaplı olduğu ülke başlıca balıkçılık ve turizm ile geçimini sağlamaya çalışıyor. Deniz ürünleri Portekiz sosları ve gastronomi bilgisiyle birleşince ortaya fado ezgileri eşliğinde nefis tabaklar çıkıyor. Başkent Maputo’da -belki konuşulan dilden de dolayı- Brezilya dizilerine benzer bir  ortam karşılıyor insanı. Burası maalesef Afrika’nın en fakir ülkelerinden biri ve turizm tanıtımına ayıracak bütçeleri olmadığından bu güzellikleri gören az. Bana sorarsanız pahada yüksek Seyşeller, Mauritius ve Maldivler’e taş çıkartacak güzellikteki Bazaruto Adası ilgiyi çoktan hak ediyor.   

      Başkent Maputo’dan Bazaruto Adası’na doğru uçarken okyanusun tonları dikkat çekici. Hint Okyanusu’nda med-cezir günlük hayatın çok önemli bir parçası ve kendine göre bir dili var. Balıkçılar kayıkla süzülürken suyun rengi cam göbeği olduğunda çok derinde olduklarını, zümrüt yeşiline dönüştüğünde dikkat her an sığlaşabileceğini, su yeşilinde ise karaya oturmamak için “kayıktan in ve itmeye başla” sinyalini alıyorlar.  Uçaktan aşağı baktığımda su o kadar berrak ki içindeki mercan resifleri bile görünüyor. 

      Adada az sayıdaki otel arasında Anantara Bazaruto Island Resort en dikkat çekici olanı. Denize girmek için herkesi kayıkla ayrı bir kum adasına götürüyorlar. Tüm günü size ayrılmış adada dilediğiniz şekilde denize girerek ve sadece bu sahillere özgü ortası çiçek motifli bir tür deniz kestanesi olan Pansy toplayarak geçiriyorsunuz. Güneş batana kadar güneşlendiğiniz bu küçük kum birikintisinin sular yükseldiğinde okyanusun derinliklerinde kalacağını bilmek tuhaf bir his. Bizi adadan almaya gelen balıkçının anlattıkları hala kulaklarımda. Çok eskiden esir ticareti yapıldığı zamanlar “işe yaramayan” köleler sabahtan bu adalara terk edilir tüm gün balık avlayıp denize girer akşam olduğunda kaderlerine terk edilirlermiş. Kurtulanlar hayatlarını denizci veya balıkçı olarak sürdürmüşler. Okyanusla konuşmaları da işte bu yüzden.     

      Konaklayın

      Anantara Bazaruto Island Resort, başkent Maputo’da görmeye değer. Polana Serena Hotel Maputo ise kolonyal tarzı, okyanus manzaralı havuzu ile tavsiye edebileceğim klasik bir otel.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Namibya hakkında ziyaret eden gezginlerden tavsiye almak için tıklayın!

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam