Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

arrow3
Yazı Gönder

Sen de Seturday yazarı ol,
yayınlanan her yazı için 150 TL kazan!

Puan Kazan

Seturday’in aktif üyelerinden biri ol,
hem dünyayı keşfet hem de puan topla,
topladığın puanlarla hediye
kazanma şansını yakala!

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Yazar Ol Giriş Yap

      Tokyo'dan Notlar | (2.Bölüm)

      "Japonlar neden maskeyle dolaşıyor?" sorusundan ilginç ayrıntılara...

      Tokyo'dan Notlar | (2.Bölüm)
      Nilay Örnek
      Insider

      20.06.19

      Seyahat eder, sanatsever, tarihsever, sergi gezer, lezzet peşinde, doğanın içinde, dünyayı kelimelere döker.

      Uzun süre uzaktan izlediğim, yemeklerini sevdiğim Japonya'ya gittiğimde, çok gezen, çok gezmiş bir insan da olsam “Yeni ve farklı bir dünya görmenin hisleriyle” donatıldığımı söylemeliyim. Bu nedenle bir yemek turu için birlikte Tokyo'ya gittiğim Sinan (Hamamsarılar) ile (@tatdedektifi), olmadığımız kadar paylaşımcı olduk sanırım Instagram'da... 14 gün, “yüzlerce” hikâye ile gezimize izleyicilerimizi de ortak ettik...

      Yazılacak çok şey var. Tokyo turu ile ilgili olarak Seturday için kaleme aldığım iki yazımdan birincisi genel çerçeve çizmek üzerineydi, bu ise biraz daha “sivri”, dikkat çekici, hoşuma giden şeyler üzerine...

      1- Japonlar niçin sürekli ameliyat maskesi takıyor? Bu sanırım fotoğraflarımı görenlerin bana da en çok sorduğu sorulardan. Pek çok nedeni var bunun. Ancak temel neden, çalışkan Japon toplumunda kendini hasta hissedenlerin başkalarına hastalık bulaştırmak istememesi. Ama artık kendisi de hasta olmamak, yeni çıkan modellerle “tarz yakalamak”, polenlerden sakınmak, uçakta burun kuruluğunu önlemek, makyajsız ya da traşsız işe giderken kötü görünmemek gibi pek çok nedenle Japonlar maske takıyor... Onlardan öğrendiğim bu.

      2- Tokyo baya büyük bir şehir. Bu yüzden pek çok kişi bizi diğer güzel ve geleneksel, daha bol bitkili yerlere gitmediğimiz için kınadı. 😊 “Kyoto'ya gitmiyorsanız Japonya'ya gitmiş sayılmazsınız!” Peki... Ne yapalım... 😊 Sonuçta Tokyo'da da pek çok temple -yani tapınak- ve shrine -yani bir tür türbe diyebiliriz- var... Her gördüğümüz tapınak değil. İmparatorlar için yapılan var, yapılmayan var. Hani dev, ilginç, güzel köprülü kırmızı kapılar var ya... Onlar tapınakların girişi. Ben “özel bir alana girmiş olurum diye” geçmiyordum içlerinden. Meğer bu kapılar şeytanın içeriye girmeyeceği anlamına gelirmiş. “Herkese, her dinden insana açıktır. Ortasından gir ama asla aynı yerden çıkma. Arkadan, yandan çık; şeytanın sana etki etmediğini göster” dedi Japon arkadaşım Hatsuko Yamamato. 

      3- Kuş sesi... Kimi zaman metro duraklarında, kimi zaman yollardaki ışıklarda kuş sesi var. İnsanın gerçek mi, sahte mi ayıramayacağı kadar güzel kuş sesleri.

      4- Tokyo, hayatımda gördüğüm en temiz şehir. Özellikle de Ginza bölgesi. Su giderinin toz bezleriyle temizlendiğini de gördüm, minik bir kâğıt parçasını maşa ile sessizce alan kadını da...

      5- Çok az yerde çöp tenekesi var. Metro duraklarında mesela var. Ama genellikle herkes çöpünü elinde taşıyor uygun yere atıyor. Olan çöp tenekeleri de R2D2'ya benziyor (Star Wars).

      6- Alışverişlerde, giyinme kabinlerine girebilmek için ayakkabıların çıkarılması gerektiğini birkaç blogda okumuş ve fotoğraflarda görmüştüm. Kabin önü ayakkabıları... Ama bir de yazılmayan var; başınıza örtmeniz için şeffaf, pamuklu keseler veriyorlar. Makyajınız vs. giydiklerinize bulaşmasın diye. Bence çok mantıklı; Türkiye'deki popüler zincir giyim mağazalarında kaç kere elinize fondötenli bluz almışsınızdır, öyle değil mi?

      7- Giyimde “Tokyo tarzı” diye bir şey kesinlikle var. O kadar şıklar ki... Sade, farklı şıklık da var, baya cafcaflı giyimler, “Ben buradayım” diyen modeller de... Gençlerle, iş adamları ile kadınlarının tarzları farklı. Renkli saç çok fazla...

      8- K Pop tarzı Japon erkek grupları ya da kız müzisyen grupları burada da çok popüler.

      9- Herkesin mi cildi güzel olur? Cilt temizliği ve bakımı pek önemli. “Bari makyaj, kozmetik bir şeyleri buradan alayım, cilt yağını emen kâğıtları bile Japonlar icat etmiş ben de alayım” dedim ama ancak sora sora... Çünkü baya Japonca paketler; üzerlerinde başka dil yok. Google Translate'in fotoğraflı kullanılan versiyonları baya yardımcı oluyor.

      10- Marketlerde kolejenli içecekler, eczanelerde plasenta bazlı bakım kremleri gırla...

      11- Söylenen o ki, Tokyo'da kapkaç yok. “Hiç görülmeyen şey”. İnanırım! Büyük alışveriş merkezlerinin, dükkanların, müzelerin önünde şemsiyelerinizi kilitleyebileceğiniz alanlar var. Biri bana “Hani Japonlar çalmazdı” yazmış. Sordum ben de nezaketle, “Aynı şemsiyeleri olanlar karıştırmasın diye” dediler...

      12- Sıra oluşturmak baya Japon işi. Metroda, kasada ama özellikle restoranlarda... Restoranlar için insanlar sessiz sedasız saatlerce sıra bekliyor.

      13- Sokaklarda geleneksel kıyafetleriyle dolaşan pek çok Japon kadın görünce özeniyor insan. Bazı bölgelerde kiralanabiliyor. Almak istemiyorsanız da, kiralama yapıp, saç, makyaj yaptırıp birkaç saat gezebiliyorsunuz.

      14- Tokyo'nun hiçbir yerinde sahte ürün olmaz diyorlar; söyleyenlerin yalancısıyım.

      15- Çok fazla ikinci el dükkanı ve çok uygun fiyatlara yüzlerce ilginç şey bulabileceğiniz her pazar ya da cumartesi kurulan bit pazarları var.

      16- Müzeler de verdiğiniz paranın hakkını veriyor, müze mağazaları da.

      17- Botanik bahçesi gibi botanik bahçeleri var. Özellikle Shinjuku Gyoen Ulusal Parkı inanılmaz. Kapısında hangi mevsimde hangi çiçeği görebileceğiniz bile yazıyor. Ama parkların geneli de öyle, türleri tanıtıcı...

      18- Burada güneşten korunmak çok popüler olduğu için en karlı iş şemsiyecilik sanki. Yağmurda da, güneşte de şemsiye... Tabii şapkalar da öyle. O kadar güzel şapkalar var ki...

      ​19- Çok kişi UV filtreli kasketler takıyor.


      20- Japonya tam bir estetik-gusto-güzellik ülkesi sanki. Tokyo'da estetiksiz, gustosuz bir şey görmek mümkün mü bilemedim. 

      21- Her türlü gerekli, gereksiz eşyanın tasarımlı, havalı versiyonu var sanki. Alışveriş delirtebilir.

      22- Onlar da apartmanlarına isim koyuyor.

      23- Time Out Tokyo ya da Tokyo Cheapo gibi sitelerden her türlü etkinliği öğrenmek mümkün ve hatta şart. Çok yararlı kaynaklar. Ücretsiz de o kadar etkinlik var ki...

      24- Her hafta sonu şehirde onlarca ücretsiz etkinlik ya da dini tören var. Dini törenlerde abiler biraz kısa giyiniyor! Baya sumo çamaşırlarından popolar fora...

      25- Kitapçılar da çok güzel, kırtasiyeler de... Kâğıt-kalem seven Tokyo'yu görmeli. Kitaplar da ters, yazı zaten yukardan aşağıya. Bu nedenle bir kırtasiye cenneti olan Tokyo'da yukardan aşağıya, uzun ince inen pek çok defter görebilirsiniz.

      26- Panda sevgisi bir yana Snoopy de bir tür milli kahraman gibi. Charles M. Schulz'un Peanuts karakterleri her yerde.

      27- Kedi köpek oteli, hastanesi ve kafesi çok yaygın. Shinjuku'da mesela dev binalar buna ayrılmış. Ayrıca kirpi sevdiğiniz kafeler, kedi sevebildikleriniz... Gerçekten ilginç.

      28- Alışveriş merkezleri içindeki sanat galerileri de çok havalı, David Lynch sergisi bile gezdik.

      29- Metro durağında burun kılı ağdası yaptırabilirsiniz! Çok sıradan!

      30- Tokyo'da en sevmediğim şey: En lüks mağazada bile bağıran, “Gel gel” yapan, baş şişiren abi ve ablalar var!

      31- Yosun cipsi, yeşil çaylı ya da machalı, wasabili tuzlar... Sansho biberi ya da iyi viski. Tokyo'da yeme içme alışverişi ayrı mevzu!

      32- Kaliteli mekânlarda Japon bıçağı aldığınızda üzerine Japonca adınızı yazdırabiliyorsunuz.

      33- Metroda üç tip insan var: Okuyan (genellikle manga), uyuyan, cep telefonuna bakan...

      34- Harajuku'daki Takeshita Sokağı hayatımda gördüğüm en garip sokak. Delirtici bir kalabalık ve çeşitlilik. Lady Gaga'nın alışveriş yaptığı mağazadan, “100 Yenci”lere, hayvan şekilli dondurma yapanlardan, gökkuşağı pamuk şekerlere... Yok yok!

      35- Düzen onların göbek adı! Havalimanında bavulları bile tutma yeri bize, tekerleği içeri bakar halde bırakmışlardı.

      36- Restoranların vitrinleri sahte yemek modelleri, maketleriyle dolu. Ne yiyeceğinizi böylece görebiliyorsunuz. (Bazen ne olduklarını anlayamıyordum o ayrı)

      37- Genel anlamda yaş fark etmeksizin çizgi karakterler makyajda, giysilerde, tırnaklarda, ambalajlarda seviliyor.

      38- Türkiye'de bir dönem mağazası da olan Muji'lerin Tokyo'da konsept oteli de var, yemek ve yeme-içme malzemesi satış yerleri de.

      39- Evet meyve pahalı. Ama ekstra pahalı olan meyvelerin tadı da bir farklı. 27 bin Yen'e kavun, 12 bin Yen'e meyve sepeti alıyorsunuz mesela. Baya süslü paketlerle... (1000 Yen=55 TL, düşünün)

      40- Biraz sinir olduğum bir şeydir: “Yapmadan dönme”, “Görmeden dönme” kalıpları! Ancak ben benzer bir şey söylemeliyim: Vegan değilseniz Japonya'da yumurta yemeden dönmeyin. Hem çok lezzetli, hem de orada yumurta sarısı denilen şey, yumurta kızılı! Tavukları beslediği yemlerde kırmızı biber de oluyormuş, renk farklı, tat farklı ve çok yumurta tüketiyorlar. Yemekten sonra farklı bir pişirmeyle yaptıkları Japon omleti ile tatlı gibi verdikleri de oluyor, sandviç ya da ramen içine koydukları da...

      41- Masanı kendin silip kalktığın yemek mekânı da var, şefin seni sokakta gözünden kaybedene kadar izleyip uğurladığı mekanlar da...

      42- Gidene kadar Japonlar tatlı sevmez sanırdım. Her yer tatlıcı, pastane.

      43- Otomatik ödeme, alışveriş makineleri. Oyuncak makineleri... Makine ile halledebileceğiniz çok şey var Tokyo'da.

      44- Pokemon Cafe bile var tabii ki. Konsept kafelerden geçilmiyor zaten​.​45- Eski balık hali yok. “Yenisi nasıl?”ı soruyor herkes. Ben Güney Kore'de de balık hali görmüş biri olarak çok etkilenmediysem de, kötü değil, etkisiz hiç değil. Dört Japon balıkçının birlikte dev bir tunayı parçalayışını izlemek bir güzel Ortaçağ tablosuna bakmak gibi... Eşsiz. Hele de bir sushi şefine rastlarsanız oradaki keyif paha biçilmez.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      1

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (1)

      Nisa kankuş

      👏💜🤸‍♀️🌸

      Yorum Yap

      Japonya hakkında ziyaret eden gezginlerden tavsiye almak için tıklayın!

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam