Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap

      Tokyo'dan Notlar | 1.Bölüm

      Bahşiş vermek ayıp sayılıyor, 11 TL'ye kimono alınabiliyor...

      Tokyo'dan Notlar | 1.Bölüm
      Nilay Örnek
      Trendy

      30.05.19

      Seyahat eder, sanatsever, tarihsever, sergi gezer, lezzet peşinde, doğanın içinde, dünyayı kelimelere döker.

      Başka bir ülkeyi ya da kenti, orada bir süre kalıp genel olarak kavramak çok zor. Bu, uzun bir dönem ve farklı sosyal katmanlarda orada yaşamayı gerektirir. Kimi zaman bu bile yeterli olmayabilir... Bu yüzden de bir yer hakkında "Orası öyle, burası böyle" tarzında yazılar yazmaktan her zaman imtina etmişimdir. Bu yazılar da, önden belirteyim öyle yazılar değil. Bir yazıyla genel çerçeveyi çizmek, başka bir yazıyla da hoşuma giden beni şaşırtan bazı durumları yazmak istedim. Buyrunuz. Önce genel çerçeve ve ihtiyaçlar yazısı...

      1- Kalma Meselesi... Kendinize Göre Bölge Seçin: Tokyo'yu bölgelere ayırmak mümkün. Zaten onlar da öyle yapıyorlar. 😊 O bölgelerin, semtlerin her biri, farklı bir özelliği ile ön plana çıkıyor. Asakusa geleneksel ürün alışverişi, mutfakla ilgili pek çok araç gereci bulabileceğiniz bir koca mahalle ve tapınakların bulunduğu bir yerse mesela. Ueno, parkların, müzelerin, daha uygun fiyatlı alışverişin ağırlıkta olduğu bir yer... Gibi gibi...

      Biz ilk önce gittiğimiz yemek turunun içeriğiyle ilgili olarak Ginza'da havalı bir otelde kaldık, öncesinde de tur başlamadan bir gece yine Ginza'da bir konsept otelde... Tokyo'da genel olarak insanların oturduğu ev ve daireler oldukça küçük. Otel odaları da çok büyük değil. İlk gece kaldığımız konsept otelde tek bavulu açmak bile zor oldu ancak oda o kadar konforlu, ilginç ve kullanışlıydı ki... Tek bir yatak var mesela ama bir yerinden dolap açılıyor, bir yerinde teknolojik ekipmanlar var, duş başlığı sayesinde suyla masaj oluyorsunuz... E bunlara bağlı olarak da minicik oda pahalı. New York 5. Cadde'yi andıran Ginza'dan sonra biz Shibuya'da yani İstanbul'da Beyoğlu, Asmalımescit'e benzetilebilecek bölgede kaldık. Ginza'nın “bal dök yala” sokaklarından sonra bir tık daha kirli ve kalabalık, ışıklı, sesli bir bölge. Ama ikisi de ayrı çekicilikte, ikisi de güzel. Malum, son dönemde çok bahsi geçen kapsül oteller de var. Bana tabuttan hallice geliyor ama pek çok kişi için ekonomik ve konforlu. Duş, tuvalet ortak, bavulunuzu da kilitli dolaplara bırakıyorsunuz. Airbnb ve hosteller çok tercih edilen seçenekler... İki üç ayrı bölgede kalabilirsiniz, bir yerde kalıp her yere metro ile gidip gelebilirsiniz.

      2- Tokyo'ya İner İnmez Yapmanız Gereken Şeyler: Bunlardan ilki, bizim havaalanından aldığımız Suica Card'tan almak. Üzerinde penguen resmi olan, yeşil gri bir kart. Tren ve metro yolculuklarını o kartla yaptığınız gibi, pek çok alışveriş merkezi ve marketten, her köşe başında bulunan yeme-içme otomatlarından Suica Card ile alışveriş yapabiliyorsunuz. Bu özelliği ile alışkanlık yapıyor. İçine para yatırıyorsunuz. Kartı istasyon giriş ve çıkışlarında okutuyorsunuz, gittiğiniz yeri hesaplayıp karttan düşüyor. Başkası sizin adınıza kart basamıyor metroda. Ülkenize dönerken de kartı geri verip içinde kalan parayı geri alabiliyorsunuz. Tabii biz iki kişi öyle çok metro ve tren kullanmışız ki, sırf şehir içi gidiş gelişlerimiz bile baya masraflı olmuş!

      İkinci yapılacak şey ise internet edinmek! Havaalanından şehre inerken kullanacağınız konforlu trende ya da her metro hattında “ücretsiz” internet var. E-mail adresinizi yazarak her defasında bağlanıyorsunuz. Şehirdeki bazı merkezlerde mesela Ginza'daki sokaklarda ya da pek çok büyük alışveriş merkezi ya da mağazada da internet ücretsiz. Ama yetmiyor insana, hele ki metroyu, inilecek binilecek, çıkılacak yerleri anlamak için internet çok lazım oluyor. Oranın telefon şirketlerinden birinden bir alet (pocket Wifi) alıp ona bağlanabilirsiniz ama önceden rezervasyon gerekebiliyor. Biz "Otelden hallederiz" diye düşündük, otelimizde hat çoookkk pahalıydı, “Internetten alalım, otelimize bıraksınlar” dedik, onda da “Pay Pall” ile ödeme isteniyor, malum bizde o da yok artık, iki gün bir afalladık. Sonra bir elektronik mağazasından iki adet 7 günlük sınırsız internet içeren sim kart aldık. Yanımızda olan, benim ses kaydı için kullandığım eski bir telefona kartı taktık, rahat ve mutlu kullandık. Hem de daha uygun fiyata geldi.

      3- Dil: Sadece Türkçe ile olmaz. Ama İngilizceniz varsa -en azından Tokyo'da- çok rahat ediyorsunuz. Olur da İngilizce bilmeyen birine rastlar da bir şey sorarsanız da o kadar çok yardımcı olmak istiyorlar ki, hiç olmadı birini bulup onunla konuşturuyorlar sizi.

      4- Seyahat ve Konaklama Masrafları: Uçak ve otel dışında Avrupa'dan ucuz geldi desem; az insan inanıyor ama açıklayabilirim. 😊 Sonuçta uçak ve kalma meselesi Tokyo'da pahalı. Ama iyi bir araştırma ve fırsat kollama ile türlü türlü yollar var. Yani biz bir daha gitsek, kalmak için otellere ödediğimiz ücretin yarısını ödeyebilirdik muhtemelen. Bölgeleri iyi tahlil etmek, ulaşımı iyi planlamak önemli. 


      5- Alışveriş Mevzusu: Avrupa'da 1 Euro'ya az şey bulursunuz (ki o da şimdi 6-7 lira gibi oldu) ama Japonya'da 100 Yen'e yani 5.5 TL'ye yemek de yemek mümkün, giyecek bir şey almak da! “100 Yenci” o kadar çok dükkan var ki... Bu dükkanlarda da gerçekten yok yok. 

      Alışveriş mevzusu aslında apayrı bir yazı konusu. Ancak flea market yani bit pazarları “gerçek”. Yani bizim Bomonti'de mağazadan pahalı pek çok marka vs. bile olmayan ikinci el giysi görürsünüz ama Tokyo'da 200 yen'e yani 11 TL'ye kimono aldım, öyle söyleyeyim. Onlarcası vardı, yeterince akıllı değilim ki bir tane aldım o ayrı! 
      Alışveriş fiyatlarının üzerine tax, yani vergiler kasada ekleniyor. Pek çok büyük merkezde tax free yazan dükkanlar görüyorsunuz. Buralarda 5000 yen üzeri alışverişlerinizde (270 TL gibi) anında, oracıkta vergiyi düşürüyorlar.

      Pek çok internet sitesinde “Alışveriş yaparken kredi kartınızı ya da paranızı kasa yanında duran veya size uzatılan minik tepsiye bırakın. Asla tek elinizle kart ya da para vermeyin” yazıyordu. Aksi kabalık sayılıyormuş. Ama alışverişlerimde tek elle kart uzatmama mevzusunu çoğu zaman unuttum, kimsenin benim kaba olduğumu düşündüğünü sanmıyorum. Belki de çok “şehir şehir” merkezlerde olduğumuzdan sorun edilmedi.

      6- Yeme-İçme: Tokyo'da biraz kültür öyle geliştiğinden, belki sosyalleşme isteğinden, ama çokça evlerin küçüklüğünden ve insanlar evde yemek pişirmeyi tercih etmediğinden yüzlerce yemek mekânı, irilisi ufaklısı, pahalısı ucuzu, barı pub'ı her yer özellikle öğlen ve iş çıkışları tıklım tıklım insan dolu.

      En büyük şeflerden sushi kovalamıyorsanız mesela uygun fiyatlara yemek-içmek mümkün. Her şey bir yana hemen her köşe başında bulabileceğiniz iki market 7 Eleven ile Family Mart, yiyecek reyonu dolu. İlk önce bizim çok tarzımız olmadığı için yumurtalı sandviç ya da market sushi'sine göz kıvırıyorsun ama deneyince baya yemekçi dostlarımın tecrübelerinden de yararlanarak söyleyebilirim ki, baya iyiler. Zaten Japonlar da genellikle oradan yiyor. O marketlerde satılan ramenler de baya iyi. Belli markalarını kovalayanlar var.

      7- Ulaşım: Metro sistemi çok işlevsel. Sistemi çözünce iş kolay geliyor, zaten çoğu insan metro kullanıyor burada. Elektrikli otomobil çok olduğundan şehirde araç çok olsa da trafik gürültüsü benzer doluluktaki şehirlere oranla çok daha az. Otoparklar gördüğümüz kadarıyla pahalı. Uber orada çok aktif. Ama biz kullanmasak da taksilerin ilginçliğini fark ettik. Taksileri eldivenli, takım elbiseli şoförler kullanıyor. Kapılar otomatik açılıp otomatik kapanıyor (Siz kaparsanız bozuluyorlar biraz). Ve taksilerin içi bembeyaz dantellerle kaplı!

      Burada direksiyon solda... Metroda, alışveriş merkezlerinde insanlar bizim durduğumuza göre ters tarafta duruyor. Yani sol durmak, sağ çıkmak için. Metroda mesela merdivenlerde “yukarı-aşağı” İngilizce ve Japonca “iniş tarafı”, “çıkış tarafı” yazıyor. İnsanlar bu kurala kesinlikle uyuyor! Bu garip ama çok büyük bir kalabalık olsa da kimse yürürken şeridini ihlal etmiyor.

      8- Tokyo'nun popüler ve kalabalık merkezlerinde bile kimse direkt size, tanımadıklarına bakmıyor. Buna alışmamış bizler için bu garip geliyor. “Kimse bana bakmıyor”... Garip bir his. Soruyoruz; Japonlar bunu kabalık addederler diyorlar...

      9- Sıra beklememek, yüksek sesle konuşmak, hele de bağırmak zaten büyük kabalıktır her yerde. Ama Japonlar bu konuya ayrı bir hassasiyet gösteriyorlar. 😊

      10- Paketleme Japonlar için önemli. Bunu çok duyduğum için en küçük yerde bile çılgın paketlemeler bekliyordum ama her yerde de öyle olmadı. Ama paketlediler mi de baya güzel ve özenli paketliyorlar. Bir dönem bizdeki sefer tası diyebileceğim yemek kaplarını da taşımak için kullandıkları paketleme yöntemi bugün de işlevsel ve popüler. Bu paketleme için satılan kumaşlar boy boy, desen desen... Mağazaları bile var ve çok güzeller. 

      11- Tokyo'yu bazı otel ya da restoranların, Tokyo Skytree gibi dünyanın en yüksek kulesi (634 metre) olan bir yerin yüksek katlarından tepeden izlemek mümkün. Ama böyle bakınca yüksek kuleler, çokça beton, yollar görüyorsunuz. Bizim de ilk kaldığımız otellerin birindeki manzaramız gibi... Oradan paylaştığım fotoğrafın altında pek çok kenti görmeyen kişi “Ne biçim şehir bu, beton İstanbul gibi” yazıyordu. Ama öyle değil. Şehirde dev, devasa, orman gibi parklar, ağaçlı yollar var... Çok güzel, çok etkileyici...

      12- Tokyo'da elektronik sigara içen çok. Onun için sektör ayrı gelişmiş. Ancak sadece kapalı alanlarda değil sokakta da sigara içmek yasak. Ama kalabalık yerlerde köşe başlarında alanlar var. Çoğu açık hava alanlar... Bir cam tabeladan ya da sigara içen insan topluluğundan anlıyorsunuz ki oralar sigara içenlere ayrılmış.​​​​​

      13- Japonya'da bahşiş yok! Vermek aşağılama bile sayılabiliyor. Verdiğinizde karşınızdaki “Bu benim işim, işimi yapıyorum” diyor. Japonya'yı seviyorum!

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam