Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

arrow3
Yazı Gönder

Sen de Seturday yazarı ol,
yayınlanan her yazı için 150 TL kazan!

Puan Kazan

Seturday’in aktif üyelerinden biri ol,
hem dünyayı keşfet hem de puan topla,
topladığın puanlarla hediye
kazanma şansını yakala!

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Yazar Ol Giriş Yap

      Sonbaharın Notaları; Yedigöller

      Okurken bile sonbaharı hissedeceğiniz bir yer düşünün. Tüm detayları ile Yedigöller seyahatimden söz etmek istiyorum. Sonbahar burada bir başka güzel!

      Sonbaharın Notaları; Yedigöller
      Volkan Abdioğlu
      Naturally

      01.11.19

      Yedigöller Milli Parkı, Bolu'da bulunan ve adından da anlaşılacağı üzere birbirinden güzel 7 farklı gölü olan doğa harikası bir bölge. Ülkemizde sonbahar hissedilmeye başlandığı anda hemen hemen her yerde Yedigöller'in fotoğraflarına karşılaşmışsınızdır. Her zaman çok popüler olan yerlerden kaçınmışımdır. Bir yer ne kadar abartılırsa o kadar suyunun çıktığını düşünmüşümdür. Acaba burası için de aynı şeyleri hisseder miyim düşüncesiyle yola koyuldum.

      Sakarya'dan başladığım yolculuğum tahminimce 3 saat kadar sürecekti. Yol boyunca Yedigöller görsellerine bakarak sabırsız bir şekilde bir an önce oraya ulaşmayı istiyordum. Hafta sonu bir hayli kalabalık olduğunu öğrendiğim için seyahatimi hafta içi olarak planlamıştım. Telefonumun çekmemeye başladığı ilk anlarda doğaya biraz daha yaklaştığımı hissediyordum. O virajlı yollar son bulup Arnavut kaldırımlı yola girdiğimizde heyecanım katbekat artmıştı.

      Yedigöller girişinde şahıs ücreti olarak 6 TL ödeniyor. Motorlu bisikletler 9 TL, otomobiller için de 18 TL'lik bir ücreti var. Yola benim gibi İstanbul tarafından gelenler için giriş kapısından sonra Yedigöller'in 2 güzel gölü sizi hemen solunuzda karşılıyor.

      Girişten sonra hemen solunuzda kalan İncegöl, sizi üzerinde yemyeşil bir örtüyle karşılıyor. Küçük bir seyir terası olan İncegöl'de gölü arkanıza alarak bol bol fotoğraf çekebilir, gölün ister sağından ister solundan yürüyerek İncegöl'ün hemen arkasında bulunan Sazlıgöl'e ulaşabilirsiniz. Ahşap köprüyle Sazlıgöl'ün diğer tarafına geçerek gölün etrafındaki patikadan tur atabiliyorsunuz. Ekim ayının ağırlığını, sonbaharın doğaya verdiği renkleri Yedigöller'e girer girmez hissetmek harika bir histi. Devamını sabırsızlıkla bekliyordum.

      Girişteki göllerden ayrılıp doğanın içerisinde adımlamaya devam ettim. Yollara dökülen yapraklar ve kuş cıvıltıları bana doğru yerde olduğumu hissettiriyordu. Hafta içi olduğu ve bir elin parmağını geçmeyen insanla karşılaştığım için doğanın tadını sonuna kadar çıkarabiliyordum. Biraz adımlama ile sağımda Nazlıgöl ile karşılaştım. Bir kaç adım daha atacak olursanız Kurugöl ile karşılaşıyorsunuz. Fakat adından da anlaşılacağı üzere gölde su yok ve çok küçük bir alanı kaplıyor. Öğrendiğim kadarıyla Kurugöl bir gecede dolup boşalabiliyormuş. Ben boşuna denk geldim diyelim.

      Nazlıgöl ayrıca kamp alanı olarak kullanılan bölgelerden biri. Kamp için gelecek olursanız girişte 34 TL ödeyip burada kamp yapabiliyorsunuz. Bölgedeki tuvaletlerden biri de bu alanda bulunuyor. Nazlıgöl'ün etrafında bir tur atarak gölün üzerindeki muazzam yansımalara şahit oldum, ardından Dilek Çeşmesi, Ağlayan Kaya ve Şelale tabelasını görünce o tarafa doğru adımlarımı sürdürdüm.

      Patika yollardan ilerledikçe kuş sesleri çoğalıyor, ayaklarım daha fazla yaprakla buluşuyordu. Tertemiz oksijeni ciğerlerime doldurarak Ağlayan Kaya'ya ulaştım. Koca koca ağaçların arasında gizlenmiş kayalar hayli büyüleyici gözüküyordu. Patika yolu takip ederek biraz merdiven ve ahşap köprüler eşliğinde Dilek Çeşmesi'ne ulaştım. Doğanın içerisinde akan buz gibi suyu içtim ve mataramı doldurdum. İnanın burada ne kadar efor harcarsanız harcayın yorulmuyorsunuz. En azından ben yorulmadım diyeyim. 😊 Dilek çeşmesinden ayrılıp şelaleyi fotoğraflamak için patika yolu takip ettim. Tepelerden akan suların birleşimi, gerçekten muazzam bir görüntü sunuyordu. Bol bol fotoğraf çekip patika yoldan devam ederek diğer göllere doğru adımlarımı sürdürdüm.

      Patika yol boyunca muazzam karelere şahit oldum. Benim çizdiğim rotayı takip edecek olursanız yolda devrilen büyük bir ağaç göreceksiniz. Altından akan sular eşliğinde karşıya geçip harika anlar yaşayabilirsiniz. Yol boyunca adımlarım beni Deringöl'e çıkardı. Burası da tıpkı Nazlıgöl gibi kamp alanı olarak kullanıyor. Burada da 2 farklı tuvaletin yanı sıra bir adet mescit bulunuyor. Yedigöller'in araç park yeri olarak kullanıldığı bölge de yine burada bulunuyor. Deringöl, göller içerisinde en derin olanı ve bir hayli güzel manzaralar sunuyor. Gölün bir tarafında seyir terası bulunurken çevresindeki yolda ahşap bir köprü bulunuyor. Deringöl'den ayrılırken adımlarım beni Büyükgöl'e doğru götürecekti.

      Ve Büyükgöl'deyim. Burası göllerin en büyük olanı. Burada da seyir terasları bulunuyor ve küçük bir tavsiye verecek olursam en güzel yansıma karelerini burada yakalayabilirsiniz. Gölün kapladığı alan ve tepelerdeki ağaçlardan sızan ışık harika bir atmosfer oluşmasına sebep oluyor. Burada da gölün çevresinde adımlamayı ihmal etmeyin. Bol bol adımlayarak ahşap bir köprüye, nihayetinde göllerin en sonuncusu olan Seringöl ile karşılacaksınız. Seringöl (bu kalıbı da çok kullanmama rağmen yineleyerek) adından da anlaşılacağı üzere bir hayli serin. 😊 Sanırım adını en çok hak eden göl, burası olsa gerek. Burası bulunduğu konum itibariyle daha az güneş alan bir bölge ve sıklıkla loş bir ışık sunmakta. Fotoğraf meraklıları için duyurulur. 😊

      Yazımın başında bahsettiğim gibi Yedigöller her sonbahar zamanında çok popüler olan bir bölge. Buraya hafta içi gelerek hem popülerlikten kaçınma isteğimin arkasında durmuş oldum hem de gerçekten sonuna kadar sonbaharı hissettim. Yedigöller'i hep merak ediyor bir türlü gelemiyorsanız bir an önce yola çıkın. Yoldayken duyduğum bir sözü sizlere de iletmek istiyorum. İlkbahar, Kış, Yaz mevsim olabilir, ama Sonbahar sanattır.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam