Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap

      Roma: Hem Aşk Hem Fotoğraf

      Roma’ya gidiyorsanız beğenmeden dönmeniz imkansız. Sizi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmayan bir şehir. Tarih, sanat, yemek, eğlence, romantizm, ne ararsanız var. Bir şehirle ilgili kurulabilecek en güzel cümleleri Roma için kursanız yine de az kalır.

      
                            Roma: Hem Aşk Hem Fotoğraf
      Ahmet Erdem
      Insider

      05.12.18

      Doğa, şehir, macera! Büyüleyici fotoğraflarıyla her karesi, dünyanın bir hikâyesi.

      3000 yıllık geçmişiyle insanı büyüleyen, gezmeye doyulamayan, her seferinde gitmek için bir bahane bulunan şehir. İtalya’ya ilk defa gidiyorsanız 4-5 gününüzü mutlaka Roma’ya ayırmalısınız. Yoksa pişman olursunuz, söyleyeyim.

      Gezmeye önce Vatikan ve St. Peter’s Bazilikası’ndan başlayın. Neredeyse tam gününüzü alacak bu turu bitirdikten sonra şehrin geri kalanını yavaş yavaş sindirerek gezebilirsiniz. İçerde göreceğiniz şeyler o kadar çok ve etkileyici ki eğer meraklısıysanız sadece burayı hakkıyla gezmek bile birkaç gününüzü alabilir.

      Önündeki o upuzun kuyruklardan kurtulabilmek için biletinizi internetten alın. Vatikan ve Bazilika biletini tek seferde alıyorsanız aklınızda olsun; ünlü Bramente Merdivenleri’ni görmeden tura başlamayın. Çünkü bu ikili bileti aldığınızda tur Bazilika’da bitiyor ve sonra burayı görme şansınız olmuyor.

      Gördüğünüz her heykel ya da tablo, girdiğiniz her oda birbirinden değerli. Özellikle Vatikan’ın son durağı Sistine Şapeli’ne geldiğinizde sessizlik içerisinde bu odanın tadını çıkarmak gerekiyor. Fotoğraf çekimine izin verilmediğinden size sadece Michelangelo’nun 4 yıl boyunca tahta bir iskelenin üzerine uzanarak boyadığı bu muhteşem tavanı izlemek kalıyor.

      Cupola’dan Şehri İzlemenin Keyfi Başka

      Sistine Şapeli’nden sonra sizi dünyanın en büyük katedrali bekliyor. Michelangelo’nın diğer şahanesini doyasıya gezdikten sonra mutlaka kubbesine yani Cupola’ya da çıkın. Ekstra bir para ödemeniz gerekiyor ama göreceğiniz manzara buna değer. Hem şehri hem de St. Peter’s Meydanı’nı yukarıdan görebileceğiniz en güzel yerlerden.

      Artık şehrin diğer güzelliklerini keşfedebiliriz. Günü Navona Meydanı’nda bitirmek en harika seçenek. Meydandaki çeşmelerin kenarında oturup biraz etrafı seyretmeyi hak ettik. Bizim gibi akşam saatlerinde gelmişseniz ara sokaklarında Roma’nın en lezzetli pizzasını yapan yerlerden birine oturabilirsiniz. Daha erken saatlerde gelmişseniz kafelerden birine oturup bir espresso için ya da o muhteşem Roma dondurmalarından kocaman bir külah alıp Roma’da vakit geçirmenin keyfini sürün.

      Âşıklar Çeşmesi’ne Bir Avro da Bizden
      İkinci gün Colosseum ve Forum’u gezmek için en güzel zaman. En popüler döneminde neredeyse 80 bin kişiyi ağırlayan Colosseum’u gezerken gladyatörlerin ve vahşi hayvanların dövüştüğü film sahneleri geliyor gözümün önüne. Buradan Trevi Çeşmesi yani Âşıklar Çeşmesi’ne uğruyoruz. Roma’nın 280 çeşmesinden en ünlüsü. Burada omzunun üzerinden havuza para fırlatmak Roma’da yapacağınız en turistik şey ama yapmadan edemiyoruz biz de. Havuza atılan paralar her gün belediye tarafından temizlenip, ihtiyacı olanlara dağıtılmak üzere bir fona aktarılıyormuş. Gününe göre 3000-5000 avroya yakın para toplanıyormuş. Yakınlardaki İspanyol Merdivenleri’ne de uğramadan geçmiyoruz.

      Buradan şehrin en eski eserlerinden birine doğru yol alıyoruz. Pantheon, Roma döneminden ayakta kalan en önemli eserlerden biriymiş. Milattan sonra 118’de yapılmış. Kubbesi dünyadaki (sadece çimentodan yapılan) en büyük kubbelerden biri. Bunca yıla meydan okumak kolay değil.

      Tiber Nehri kıyısında yürüyüş yapıyoruz biraz da. Yol bizi Saint Angelo Şatosu’na kadar getiriyor. Burayı gezerken sizin de aklınıza Dan Brown’un "Melekler ve Şeytanlar" romanı geliyor mu? Her kapalı kapıda gizli geçitler geliyor gözümün önüne. Sant Angelo Köprüsü’nden geçip, gün batımını biraz ilerideki köprüden izliyoruz. Gökyüzünü fotoğraflamak için en güzel noktalardan biri.

      Galeri Borghese’i gezip bahçesinde uzun uzun dolaşmak gerekiyor. Şehrin en güzel manzaralarından biri burada. Terastan, önce Popola Meydanı’nı izliyoruz sonra da civardaki en güzel Napoliten pizzayı arıyoruz. Yan masadaki Napolili, turist olduğumuzu anlayınca gururla Napoliten pizzanın inceliklerinden bahsediyor. İtalyan bayrağının renklerini temsil ettiğini öğrendiğim Napoliten pizzanın tadı kadar renkleri de artık aklımdan gitmeyecek.

      Roma’daki dördüncü günümüzü Trastevere Bölgesi’ne ayırıyoruz. Gerçek İtalyan havasını solumak için en çok tavsiye edilen yerlerden biri. Arnavut kaldırımlı sokaklarına girip dolambaçlı sokakların açıldığı her meydandan geçmeye çalışıyoruz.

      Anlatmakla Bitmiyor

      ​Küçük molalar verip kahvemizi yudumluyoruz. Kapısında Vespa duran ve yasemin çiçekleriyle sarılı apartmanları hayranlıkla izliyoruz. Roma gezmekle, anlatmakla bitmeyen, başlı başına açık hava müzesi gibi bir şehir. Çeşmeler, kiliseler, anıtlar, meydanlar… Alışveriş caddeleri konusuna hiç girmiyorum bile. Üzüldüğüm tek şey bir futbol hastası olarak Roma’da bir maç izleyememek. Dünyanın en önemli derbilerinden Roma-Lazio maçını seyredebilmek ne güzel olurdu aslında.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      1

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (1)

      yasemin tan

      Merhaba, Roma’yı ilk kez gezicekler için ilk önerim Romapass denilen belirli günler için hem toplu taşımada kullanabilecekleri hem de belirli müzelerde sıra beklemeden indirimli ve/veya ücretsiz girebilecekler turizm kartından almaları:) inanın kısa vaktiniz varsa ve sıra beklemeyi sevmiyorsanız çok işinize yarayacaktır.

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam