Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

arrow3
Yazı Gönder

Sen de Seturday yazarı ol,
yayınlanan her yazı için 150 TL kazan!

Puan Kazan

Seturday’in aktif üyelerinden biri ol,
hem dünyayı keşfet hem de puan topla,
topladığın puanlarla hediye
kazanma şansını yakala!

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Yazar Ol Giriş Yap

      Hydra... Leonard Cohen'i dinlemek bizi hiç yanıltmadı.

      Geleniyle değişen değil, ziyaretçilerini değiştiren, dönüştüren bir büyülü Yunan adası Hydra. 1960'lı yılların bohem yaşamıyla yoğrulan yazar, oyuncu ve müzisyenlerin buluşma noktası, bugün o ruhu kaybetmeden jet sosyeteyi de ağırlıyor, bizler gibi sakin tatilcileri de...

      Hydra... Leonard Cohen'i dinlemek bizi hiç yanıltmadı.
      Nilay Örnek
      Insider

      05.12.18

      Seyahat eder, sanatsever, tarihsever, sergi gezer, lezzet peşinde, doğanın içinde, dünyayı kelimelere döker.

      İnternetin hayatımızda yoktu. Kaset kartonetlerini yüzlerce kere evirip çevirip ezberler, beğenileri şarkılarla ifade ederdik. "Çıkma teklifi" terimi yeni yeni hayatımıza girmişti. Kendimizi çeşitli yabancı müzisyenlerle ifade ederdik. Siyah kurdelelerle özel radyoların kapanmasını protesto eder, yabancı şarkı sözlerini o dilleri bilmesek de Türkçe okunuşlarıyla yazıp ezberlerdik. "Cool olmak" deyimini bilmeden "cool" olmaya çalıştığımız çocukluk, ilk gençlik yıllarımız... Leonard Cohen sadece daha bilge, daha derin, daha havalı ve sofistike olanlarımızın tercihiydi. Onun adası Hydra da daima öyle...

      Hem Bohem Hem Havalı ve Zengin
      İyi bir Cohen dinleyicisi olarak, zamanında Hydra hikâyelerini okuyarak zihnimde pek çok film, pek çok kavram yaratmışımdır. Aşk, başka bir hayat, ada yaşamı, yaratıcılık, kendinle tanışma, ikinci bir ruhla barışma, bohem kafalar, güneş, Ege denizi, ağır ritim ve gençlik benim için Hydra ile özdeşleşen terimler ya da kelimelerdi. 

      60'lı yılların "bohem adası" bugün her ne kadar uluslararası sanat çevresinin havalı duraklarından biri olsa da; bir yanını oluşturan tüm zengin ve sofistike yaşam tarzına, zevkli ve pahalı ürünler barındıran butiklerine rağmen hâlâ çok doğal ve bir şekilde o yıllarda kalmış gibi.


      Yaratıcılık gerektiren bir işiniz varsa, Cohen'in adada nasıl bir ışık gördüğünü hemen sezebiliyorsunuz...

      Cohen'in Aşk ve Müzik Dolu Hydrası

      Hydra, Cohen'in hayatında çok önemli. İlk büyük aşkı, kendini ilk kez yetişkin bir erkek olarak hissettiği, ilk konserini verdiği, olgunlaştığı, birçok unutulmaz şarkısını yazdığı yer. Avustralya'nın ünlü yazar çifti, George Johnston ve Charmian Clift, dostları Cohen'e Hydra'da bir oda ayarlayabileceklerini söylüyorlar. Cohen gelip burada yazar ve şairlerle, o dönemin entelektüel ortamında vakit geçirebilir, yaratıcı bir sürece girebilir; teklifi kabul ediyor. Hydra'ya gittikten 7 ay sonra da, büyükannesinden kalan 1500 dolarla, elektriği ve suyu bile olmayan 200 yıllık bir ada evini satın alıyor. Denize 10 dakika mesafede, geniş, esintili bir ev. Cohen, burada yaşamaya başlıyor; "Bird on Wire", "So Long, Marianne"i o evde yazıyor.

      "So Long, Marianne"in Marianne'i ile de adada tanışıyor. 1950’lerin sonu... Marianne, kendisi gibi Norveçli olan yazar eşi Axel Jensen ile bu Yunan adasına gidiyor. Bir çocukları oluyor. Ancak Jensen'in kendisini aldattığını öğrenen Marianne, ayrılık kararı veriyor. Bugün bile otomobilin işlemediği, katırlarla yolculuk edilen, şiir ve müziğin etkin, entelektüel muhabbetlerin yoğun, elektriğin belli saatlerde var olduğu Yunan adasında 23 yaşında yalnız bir Norveçli genç kadın. İşte efsanevi aşklardan birinin başrollerindeki Leonard Cohen ve Marianne Ihlen o günlerde tanışıyor. Önce arkadaş, sonra âşık oluyorlar. Yıllar süren beraberlik, şarkılar, düzgün bir ayrılık, başka insanlar; ama her zaman hatırlanan güzel bir aşk ve dostluk... Bu, ikisi de ölene kadar devam ediyor.

      Otomobil Yok, Katır ve El Arabası Var

      İşte bu duyguların adası Hydra, bugün bir anlamda yine o günlerdeki gibi. Hâlâ romantik, hâlâ yaratıcılığı itekleyici güçte. Bugün de ışığı, denizi, havası, sanatçıları ön planda. Bugün de tek bir otomobil bile yok. Tüm çıkışlar, tüm taşımalar katırlarla, insan gücüyle, el arabalarıyla... Katırlar pek çok hediyelik eşyada da simge figür. Ada bugün sanatçıların, şair, müzisyen ve edebiyatçıların dışında zengin ama gustosu yüksek bir zümrenin de uğrak yeri. Yatçılar için de çok beğenilen bir uğrak noktası.

      Şöhretlerin Adası

      Cohen ile başladığıma bakmayın; Hydra bir ünlüler adası aslında. 1957 yılında Sophia Loren'in "Boy on a Dolphin" adlı filmi, bu adada çekiliyor. Hem bu filmin hem de Babis Morres'in yine bu yıllarda Lagoudera Deniz Kulubü'nü açmasıyla adaya yıldız yağmuru oluyor.

      Brigitte Bardot'dan Maria Callas'a, Elizabeth Taylor'dan Eric Clapton'a, Jackie Kennedy'den Aristotle Onasis'e, The Beatles'tan The Rolling Stones'a efsanevi yıldızlar, dönemin jet-seti, uluslararası film yıldızları Hydra'ya akın ediyor. Bu tür isimler için 60'lı ve 70'li yıllarda Capri, St.Tropez ve Hydra popüler uğrak noktaları. Picasso, Chagall ve yazar Henry Miller da adayı ziyaret eden ressamlar arasında.

      Adada bugün de sanat pek önemli. Bir dönem Yunan zenginlerine ev sahipliği yapan Hydra'daki büyük ev ve konakların hemen hemen hepsi bugün otel, galeri ve müze olarak hizmet veriyor. Ulusal Tarih Müzesi, Deniz ve Tarih Arşivleri Müzesi, Bizans Müzesi bu tür müzelerden. Minik bir ada olsa da 6 manastırı, 300 kilisesi, pek çok değerli müzesi var. Hemen limandaki Tarih Müzesi, Hydra'nın denizcilikteki iddiasını ve geçmişini ortaya koyuyor.

      Tasarım Dedin mi Hydra...

      Liman bölgesindeki sıra sıra kafe ve restoranlar da popüler, adanın çeşitli yerlerinde kayalar üzerinde yer edinmiş, muhteşem manzaralı güzel yemekli restoranlar da pek popüler. Çok uygun fiyata da, lüks yemek seçeneği de var. Bazı ünlü restoranlar yemek sonrasında dans alanına dönüşüyor. Kimi restoran ve barlar da gün batımlarıyla ünlü.

      Hydra, hediyelik eşya bakımından en pahalı ama en zevkli adalardan. Santorini ve Mikonos ile rekabette diyebilirim. Ama orijinallik derseniz Hydra 1-0 önde. Atina Olimpiyatları’nın madalyonunun tasarımında da görev alan, Hydra doğumlu tasarımcı Elena Votsi, bölgenin ünlü tasarımcılarından. Adada adını da sıkça görüyorsunuz. Limanda bir dükkânı var. Tasarımları Atina’daki Acropolis ve Benaki Müzeleri’nde de sergileniyor.

      Atina'dan Yaklaşık 1 Saat

      Hydra'ya ulaşım da pek kolay. Atina'nın ünlü Pire Limanı'ndan 1 saat 10 dakika gibi bir sürede buraya gelinebiliyor. Yürüyüş alanları pek güzel ve ada yemyeşil. Bir amfi-tiyatro gibi, yarım ay şeklinde konumlanmış adada sürekli tırmanarak, her basamakta ayrı bir güzel manzaraya, evlerin beyaz, denizin mavi ışıklarına rastlamanız mümkün. Ada'yı çevreleyen yoldan ayrı bir keşif yapabilir, yürüyerek farklı plajlara ulaşabilirsiniz. Bazı plajlara sadece deniz taksi ile gidiliyor, kimi plajda duş ve tuvalet yok. Deniz harika; kumdan çok kaya ve taş var. Sonuçta pek doğal. Spiliá, Limnióniza, Mandráki, Bísti, Vlychós, Hydronéta, Kamini, Plakes, Bisti adı sıkça anılan plajlardan. Şezlonglar, şemsiyeler de dünya para değil. Burası partileme değil, sakin dinlenme adası... Deniz kıyısında bangır bangır müziğe maruz kalmıyorsunuz. Turist sayısına, yoğunluğuna, ziyaretçilerinin yapısına göre karakterini değiştiren yerlerden değil Hydra; tam tersine misafirini dönüştüren adalardan. Lüks tatil seveniyle en sadesini arayanın aynı yerde buluşabildiği ve keyif aldığı enteresan yerlerden. Başka bir ruh görmek, güneşe ve denize yakın olmak istiyorsanız tavsiye edilir.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam