Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

arrow3
Yazı Gönder

Sen de Seturday yazarı ol,
yayınlanan her yazı için 150 TL kazan!

Puan Kazan

Seturday’in aktif üyelerinden biri ol,
hem dünyayı keşfet hem de puan topla,
topladığın puanlarla hediye
kazanma şansını yakala!

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Yazar Ol Giriş Yap

      Bize Yabancı Olmayan Coğrafya: Bosna-Hersek

      Balkan turu planları yaparken görmek istediğim ilk yerin Bosna-Hersek olduğuna karar verip uçuşu direkt Saraybosna’ya yapıyorum. Yıllardır Mostar’ı görmek istiyordum. Bu yüzden Hırvatistan’a geçmeden önce Bosna-Hersek’i gezip oradan geziye devam edeceğiz.

      
                            Bize Yabancı Olmayan Coğrafya: Bosna-Hersek
      Ahmet Erdem
      Insider

      28.09.18

      Doğa, şehir, macera! Büyüleyici fotoğraflarıyla her karesi, dünyanın bir hikâyesi.

      400 yıllık ortak geçmişin izleri, havaalanına iner inmez hissedilmeye başlanıyor. 2 saatlik uçuşla gidilen Bosna-Hersek’in en güzel yanlarından biri Türkiye vatandaşlarından vize istememesi. Pasaportunuz cebinizde girebiliyorsunuz bu ülkeye.

      Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna, Osmanlı’nın Avrupa’da kurduğu en büyük kent olma özelliğini taşıyor. O yüzden kentte o dönemlere ait pek çok iz var. Doğu-Batı karışımı bu şehri tanıyarak geçirmeye çalışıyoruz günü. Yakın dönemdeki savaşın izlerini hâlâ taşıyan şehri gezerken bu anıları da hatırlamadan geçemiyor insan. Şu an yaşanan barış ortamına rağmen duvarlarda gördüğünüz mermi izleri, yaşananları gelen nesillere hatırlatabilmek için hâlâ korunuyor.

      Anadolu’da Bir Yerlerde Gezer Gibi

      Bazı sokaklara girdiğinizde kendinizi sanki Anadolu kentlerinden birinde hissediyorsunuz. Başçarşı civarı bunu en çok hissettiğiniz yer. Gördüğümüz hamam, bedesten, çeşmeler ve saat kulesinin bunda payı çok. Biraz daha dolaştığımızda karşımıza Mimar Sinan’ın eserleri Hacı Hüsrev Bey Camii ve Medresesi çıkıyor.

      Şehre damgasını vuran yerlerden biri de Latin Köprüsü. Üzerinde yürürken gördüğümüz levhayı ilgiyle okuyorum. I. Dünya Savaşı’nı başlatan ilk kurşun, tam da bu noktada atılmış. Hani tarih kitaplarında okuduğumuz o satırlar var ya. Bir Sırp’ın Avusturya arşidükü Franz Ferdinand’ı öldürdüğü an… Siz de hatırladınız, değil mi?

      Bir Köprüden Daha Fazlası

      Şehrin Miljacka tarafına doğru ilerlediğinizde bir anda başka bir dünyaya geçiyorsunuz. Burada daha çok Avusturya-Macaristan dönemini hatırlatan binalar var. Umut Tüneli de yine şehrin savaş dönemini anlatan yerlerden biri. Savaş zamanı ilaç ve silah taşıma amacıyla açılmış yaklaşık 900 metrelik tünelin bugün 20 metrelik kısmı ziyaret edilebiliyor.

      İkinci günü Mostar’a ayırdığımızdan sabah erkenden yola çıkıyoruz. Mostar’a ulaşım tren veya otobüsle yapılabiliyor ama biz istediğimiz yerde durup fotoğraf molası verebilmek için araç kiralamayı tercih ettik. Bolca da mola veriyoruz. Her yeşillik, her su kenarı o kadar güzel ki. Yolda Goran Bregoviç’in sıcak müziği de bize eşlik ediyor.

      Mostar’a varınca ilk iş önce köprüye gidiyoruz. Tam da beklediğimiz gibi. Çok güzel. Akşam saatlerinin o güzel ışığında Neretva Nehri’nin üzerinden bizi selamlıyor. Yıllarca iki yakayı birleştiren köprü, Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayrettin’in ellerinden çıkmış. 1566 yılında biten köprünün Müslüman ve Hristiyan halkı birleştiren sembolik bir anlamı da var. Savaş sırasında 1993 yılında bombalardan nasibini alan köprü, savaş sonrası Avrupa Birliği’nin de maddi desteğiyle 2004 yılında tekrar açılmış. Bombalanma sırasında suya gömülen taşlar toplanmış ama köprüyü orijinaline en yakın hâlde restore edebilmek için yıllardır kapalı kalan taş ocağı açılarak buradan çıkarılan taşlar kullanılmış. Artık bir yakasında Müslümanlar diğer yakasında ise Hristiyanlar oturuyor. Köprü yakınındaki çarşıda gezerken yine kendimizi tanıdık yerlerde hissediyoruz.

      Mostar hem Türklerin hem de Bosna’ya gelen yabancıların ilk ziyaret noktası. 2005'te UNESCO tarafından da tescillenen bir dünya mirası.

      Köprünün her iki yakasında da çok güzel kafeler var. Akşamları binaların üst katlarındakiler tercih sebebi. Köprüyü geçerken ortalarda atlamak için hazırlanan gençlere denk gelebilirsiniz. Eskiden beri erkeklerin cesaretlerini sergilemek için yaptıkları atlayışlar, artık biraz da kazanç kapısı olmuş. Seyredenlerden biraz destek isteyen atlayıcıları izlemek bile yürekleri ağızlara getiriyor. 20 metre yükseklikten atlayan gençler sudan yüzeye çıktıklarında bir alkış tufanı kopuyor.

      Günün kalabalığından kaçmak için sabah erkenden tekrar gidiyorum köprüye. Bu hâli daha güzel sanki. Taş mimarinin ağırlıkta olduğu sokakları gezerken tarihte kısa yolculuklar yapıyorsunuz. Yeşille harika bir uyum sağlamış taş yapılar, görmeye değer. Arka sokaklarda bir de Mostar’ın minyatür hali var, Kriva Köprüsü. Sokaklarda gezerken “93’ü Unutma” yazıları da gözden kaçmıyor.

      Tadılacak Lezzetler, Görülecek Yerler

      Bosna’da sıkıntı çekmeyeceğiniz konulardan biri yemek. Osmanlı mutfağının baskın olduğu yemekler, özellikle et ve hamur işleri harika. Köfteye “cevabi”, böreğe de “burek” diyorlar. Mantı benzeri “klepe”yi de mutlaka deneyin.

      Bizim zamanımız olmadı ama Poçitel ve Blagay da görülecek güzel yerler arasındaymış. Daha uzun zamanınız varsa yolunuzu, savaşın izlerini görebileceğiniz Srebrenica’ya, hatta tam aksi yönde olan sahil kasabası Neum’a kadar uzatabilirsiniz. Bizse dağ yollarından devam ederek Hırvatistan’ın sahil kasabalarına doğru devam ediyoruz.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bosna Hersek hakkında ziyaret eden gezginlerden tavsiye almak için tıklayın!

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam