Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap

      Bir Dahinin Dokunduğu Şehir: Barselona

      Katalonya’nın başkentine damgasını vuran Katalan: Mimar Antoni Gaudí

      Bir Dahinin Dokunduğu Şehir: Barselona
      Sefa Yamak
      Insider

      26.09.18

      “Hayat eşittir an” mottosu, kompozisyonlarıyla dünyayı anlatır her karesi.

      2000 yıllık geçmişiyle Barselona her gideni kendine hayran bıraktıran bir şehir. Mimarisi, sanatı, yeme içme kültürü ve eğlence hayatıyla tam bir yaşayan şehir. Uzun zamandır planladığım geziye gitmeden önce dersimi çalışırken gördüm ki katedralleri, meydanları, müzeleri ve tarihî sokaklarıyla gezilecek çok yer var. Katalan kültürünün baskın olduğu şehre damgasını vuran ise yine bir Katalan mimar Antoni Gaudi olmuş. O yüzden Barselona gezi rotasını yaparken onun ayak izlerini takip etmeye karar verdim.

      İspanyol değil Katalan
      Barselona herhalde İspanya’nın en kozmopolit şehirlerinden; hem de en zengini. Katalonya’nın da başkenti. Ayrı dilleri ve kültürleri var. Bu konuda da oldukça tutucular. Katalanların son günlerde bağımsızlıklarını ilan ettiklerini düşünürsek kendi kültürlerine ne kadar sahip çıktıklarını hesap edin.
       
      Barselona’da başlangıç noktası La Rambla. 1,5 kilometrelik bulvar, alışık olduklarımızın aksine geniş yaya yoluyla denize kadar uzanıyor. İlk izlenimleri burada ediniyorsunuz. Denize arkamı dönüp ilk durağım Park Güell’e yöneliyorum.


      “Bu diplomayı bir dâhiye mi yoksa bir deliye mi verdiğimi kim bilebilir?”

      Antoni Gaudí'nin Barcelonası

      Mimarlık okuyan Gaudi, mezuniyet töreninde “Bu diplomayı bir dâhiye mi yoksa bir deliye mi verdiğimi kim bilebilir? Bunu bize zaman gösterecek” diyen hocasının elinden alır diplomasını ve zamanla modern mimarînin en önemli isimlerinden biri olur. Gezdikçe bir sanatçının bir şehre nasıl bu kadar nüfus edebildiğine şaşıyorsunuz. Tanıdıkça da hayranlığınız katlanarak artıyor.

      1852 doğumlu Gaudi, küçücük yaşında resme ve desene o kadar meraklıdır ki, aslında hangi mesleği seçeceği belli olmuştur. Ailesi de hiç düşünmeden onu Barselona’ya mimarlık okumaya gönderir. O yaşlarda bir merakı da doğaya düşkünlüğü… Doğa olaylarının nedenlerini merak ediyor, onları 3 boyutlu resmedebiliyormuş. Bu yeteneği mimar olduktan sonra sanatının her aşamasında kendini gösterir. La Sagrada Familia’daki ağaç sütunlar, deniz kabukları, yılansı duvarlar… Dostlarına “Atölyemin hemen dışındaki ağaç benim akıl hocam” dermiş.

      Daha okul yıllarında kendini belli ediyor üstün yeteneği. Okurken bir yandan da çalışan Gaudi, mezun olduktan sonra ilk önemli iş olarak Plaza de Reial’in lamba direklerinin tasarım işini alır. Zamanla tarzını geliştiren mimar, tanınan ve aranan bir isim olur. Bu lamba direklerini hâlâ Barselona’da görmeniz mümkün.

      Hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri Güell ailesi ile tanışması olmuş. Projelerinde onu neredeyse tamamen serbest bırakan Güell ailesi sayesinde Gaudi, kafasındaki çılgın projeleri hayata geçirme fırsatı bulur. Ölümü ise oldukça dramatik olur, bir akşam La Sagrada Familia’nın son hâline bakmak için dışarı çıktığında tramvayın çarpması sonucu hayatını kaybeder.

      Masal Parkı: Park Güell

      Dünyanın en ünlü parklarından birine girerken beni o masalsı iki kule ve ünlü kertenkele karşılıyor. İlk kez burada gördüğüm kertenkele deseni sonra şehrin her noktasında karşıma çıkıyor. Bu ilginç park, Gaudi’nin tarzını gösterdiği ilk yerlerden. 1900 yılı için oldukça çılgın bir proje olan parkı bugün yılda 4 milyon kişi ziyaret ediyor. Rengârenk mozaikli yemyeşil park, aynı zamanda şehri en güzel seyredebileceğiniz noktalardan. Parkın içerisinde Gaudi’nin son 20 yılında kullandığı evi de var.

      Bitmeyen Kilise La Sagrada Família

      Parktan sonra doğruca ünlü La Sagrada Familia’ya geçiyorum. Gaudi’nin son 12 yılını adadığı kilise hâlâ yapım aşamasında. Bu etkileyici kilisenin ilginç bir hikâyesi var. Yapımına bir başka mimarla başlanıyor; fikir ayrılıkları yüzünden projeyi Gaudi devralıyor. Önceleri başka projelere de zaman ayıran Gaudi, son 12 yıl boyunca tüm zamanını bu kiliseye adıyor. Öldüğünde ise kilisenin sadece bir transepti ve dört kulesi bitmiş haldeymiş.

      Bu binadan etkilenmek için içine girmeye gerek yok. İlk gördüğünüz anda sizi fazlasıyla büyülüyor. İçerideyse mimarisinin ihtişamı, incelikli dokuları karşısında nefesiniz kesiliyor. Bir ağacın kollarını andıran sütunlar tüm görkemiyle yükseliyor içeride. Yükseklikleri 125 ile 170 metre arasında değişen dört kuleyi tasarlarken şehirdeki 172 metrelik en yüksek noktayı geçmemeye çalışmış. Kıvrıla kıvrıla tırmandığınız kuleden binayı ve şehri görüyorsunuz. Kilise, Gaudi’nin ölümünden sonra biraz ihmal edilmiş ama son yıllarda sağlanan finansman ve bağışlar sayesinde inşaat tekrar başlamış. 1882 yılından beri inşaatı devam eden kilise için hedef, Gaudi’nin ölümünün 100. yılına yetiştirmek.

      La Sagrada Familia’nın hemen yanı başında yer alan okul da Gaudi’nin eseri. Kilisede çalışan çocuklar için yapılan bu mütevazı bina savaşta zarar görmüş ama aslına uygun olarak tekrar inşa edilmiş. Artık okul olarak kullanılmıyor. Şehir merkezine doğru yoluma devam ediyorum. Sonraki duraklarım La Pedrera ve Casa Batllo.

      “Taş Ocağı”

      La Pedrera diğer adıyla Casa Mila, mimarın yaratıcılığının en iyi örneklerinden. Taş ocağı diye de anılıyor. Passeig de Gracia’da yer alan bina, 1912 yılında İspanya’nın zengin ailelerinden biri için ofis ve ev olarak inşa edilmiş. Alışılmadık çizgiler kullanılan binada her katta farklı planlar kullanılmış. Bazı yerlerde tavan yükseklikleri bile farklı. Sıra dışı binanın her köşesini hayranlıkla izleyerek rehberimizin peşinden ilerliyorum. Çatıya çıktıkça etkileyici bacalar sizi hayranlıkta son noktaya ulaştırıyor. Her birinin farklı özellikleri ve anlatımları var. Bu arada Passeig de Gracia ünlü markaların yer aldığı bir cadde. Alışverişe meraklıysanız burada uzunca vakit geçirebilirsiniz.

      "Kemik Bina"

      Bu etkileyici binanın hemen ardından yakınlardaki Casa Batllo’ya yürüyerek geçiyorum. Plaza de Catalunya’ya da çok yakın. Bina, balkonlarındaki kemik görünümlü sütunlar yüzünden “Kemik Bina” olarak adlandırılmış. İçeri girmek için biraz sıra bekliyorum; ama kesinlikle değiyor beklediğime. Tahta kapılarından cam işlemelerine, pencerelerinden renkli çinilerine ve oyma şöminesine kadar her detay ayrı ayrı tasarlanmış. Gaudi doğaya olan tutkusunu burada da fazlasıyla göstermiş: Fil ayağı şeklinde sütunlar, dinozoru andıran çatısı, kuş yuvasına benzeyen balkonlar…

      Tüm Şehre Yayılan İzler

      İlk günü fazla uzatmadan noktalıyorum. Soluğu La Rambla’ya çok yakın Mercat de la Boqueria’da alıyorum. Burası Barselona’nın ünlü pazarı. Bu kapalı pazar yeri, taze ve çeşit çeşit sebze meyvenin yanı sıra birbirinden lezzetli tapas barlarıyla ünlü. Birkaç tanesini denemeden çıkmıyorum.

      Palau Güell
      İkinci gün yine şehirde Gaudi’nin izlerini takip etmekte kararlıyım. La Rambla’ya yakın olan otelimden çıktığımda, ilk olarak Palau Güell’e uğruyorum. Güell ailesinin özel kullanımı için inşa ettirdiği bina 1886-1888 yıllarında yapılmış. Zeminden çatıya Gaudi’nin hayal dünyasının yarattığı o farklı formları, ince işçiliği burada da görebiliyorsunuz. Gaudi’den nefret eden Picasso bu binanın karşısındaki stüdyosunda başlamış çalışmalarına. Öğrendiğime göre, 1975 yapımı başrollerini Jack Nicholson ve Maria Schneider’in oynadığı “The Passenger” filmi burada çekilmiş.

      Casa Vicens
      Sonraki durağım Casa Vicens. Bu bina Gaudi’nin ilk önemli işlerinden biri. İş adamı Manuel Vicens tarafından 1983-1888 yıllarında özel kullanım için yaptırılmış. 2014 yılında müzeleştirilen bina oryantalist etkiler taşıyor. Fayans üreticisi olan Vicens ailesi, binanın yapımı sırasında iflas etme aşamasına geliyor; ama binada kullanılan fayansların moda olmasıyla büyük paralar kazanıyor.

      Casa Calvet
      Burası Gaudi’nin en geleneksel tarzda yaptığı binalardan biri olarak gösteriliyor. O zamanlar altı ofis üstü ev olarak kullanılan yapı, 1900 yılında şehir yönetimi tarafından yılın binası olarak ödüllendirilmiş. Ne kadar geleneksel dense de Gaudi’nin modern tarzının etkilerini görüyorsunuz. Şu an restoran olarak kullanılıyor. Öğlen molasını burada verip yola devam ediyorum.

      Şu an Gaudi’nin 7 eseri UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde. Burada bahsetmediğim Colonie Güell Barselona’ya  yirmi dakika uzaklıkta. Ben gidemedim ama vaktiniz varsa görülmesi gereken yerlerden. Daha fazla Gaudi eseri görmek isterseniz Ulusal Sanat Müzesi’ne (Museu Nacional d’Art de Catalunya) gitmenizi tavsiye ederim. Bir dâhinin bir şehre nasıl dokunduğunu görüp siz de hayran kalacaksınız.

      Kalan kısa vaktimi Barri Gotik’te geçiriyorum. Barselona Katedrali’ni ziyaret ediyorum ve akşam saatlerinde meydanda toplanan Katalanların halkalar hâlinde millî danslarını yapışını izliyorum. Şehirde yapacak daha çok şey var: Picasso ve Miro müzeleri, Poble İspanyol, Camp Nou, akvaryum… Hele yaz aylarında gitmişseniz Barselona sahilinde denize girmeden sakın dönmeyin.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam