Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap

      4 İnsan, 4 Mardin

      Kuruyemişçi Şeyhmus'un, camaltı ustası Hamdin'in, rehber Kuryakos'un ve sahaf Hüseyin'in her daim açık kapılarından içeri dalıyorum.

      4 İnsan, 4 Mardin
      Serra Gürçay
      Insider

      26.04.19

      Çocukluğundan bu yana 12 şehir ve 8 ayrı ülkede yaşayan Serra, şehirleri önce kokluyor sonra insanlarını dinliyor ve yoldan hikayeler yazıyor.

      Mezopotamya Ovası’nı ilk kez yemyeşil görüyorum. Daha önceleri sapsarı ve uçsuz bucaksız uzanıverirdi karşıma. Bahar gelmiş ve bereketi ile toprağı boyamış; belli ki üzümü, bademi ve kokulu inciri bol olacak bu yıl. Kentin gezginleri de çoğalmış, kafileler dolusu yerli turist yüzlerinde tebessüm ile sokak ortasında sunulan kahve, badem ve içi hurmalı Süryani kurabiyelerinin keyfini çıkarıyor. Kalabalığa rağmen kentin tılsımlı havası, kadim dinlere yakın olma hissi, farklı dilleri paylaşan yerli halkın hoşgörüsü hiç eksilmemiş. Kuruyemişçi Şeyhmus’un, camaltı ustası Hamdin’in, rehber Kuryakos’un ve sahaf Hüseyin’in her daim açık kapılarından içeri dalıyorum. 


      Artuklu Halil Amca'nın Oğlu Şeyhmus

      Sabahtan dükkanın önüne bir kova su dökmüş, dibekli kahveyi de ocağa koymuş kokusu yayılıyor tüm sokağa. Uzaktan küçük gibi duran dükkanın içi labirent şeklinde derinleşiyor ve avluya açılıyor. Yeni kavrulmuş leblebiler ve bademler uzaktan göz kırpıyor. "Göz yanılır damak asla" sözleriyle dibek kahvesi yanında Mardin'e özgü mavi badem şekerleri ikramı başlıyor. Şeyhmus'u sokakta gören İskoçyalı sanır oysa kendisi: "Kızıl saç bu bölgede çok nadir değil" diyor. Arapça seyrettiği TV kanalının sesini kısıyor ve Coğrafi İşaret Tescil Belgesi olan mavi badem şekeri İmlebbes'lerin (Arapça üzeri kaplı anlamına geliyor) renklerinin doğuda yetişen Lahor ağacının köklerinden nasıl elde edildiğini anlatıyor. Dükkanın ismi Şeyhmus'un 50 senedir bu işi yapan babası Artuklu Halil Amca'dan geliyor. Yöresel ne kadar yiyecek varsa hepsini toplu halde ve en taze haliyle burada bulmak mümkün. Aile zaten binanın üst katında oturuyor. "İstediğiniz saatte gelin kapıyı açarız" diyor. Bölgede tanıştığım kişilerin neredeyse yarısının isminin neden Şeyhmus olduğunu sorduğumda ise gülüyor. Kendisi dört kızdan sonra ailenin tek erkek çocuğu. Bölge insanı Mardin ile Diyarbakır arasında bulunan Sultan Şeyhmus türbesine gidip çocuk sahibi olmak için adakta bulunurmuş. İşte o yüzden bölgedeki kızların çoğunun ismi Sultan erkeklerin ise Şeyhmus olmuş.

      Nazarları Çatlatan Hamdin Usta

      17. yüzyıl ortalarında yapılmış tonozlu derin dükkanlara sahip Revaklı Çarşı'da (Tellallar ve Sipahi Çarşısı diye de anılıyor) gün öğlene doğru başlıyor. Camaltı sanatı ile çizdiği Şahmeran figürleri ile tanınan Hamdin Usta'ya dükkanını açarken etraftaki esnaf yardım ediyor. Ahşap masalar dükkanın önüne taşınıyor, bakır objeler ve antikalar gün yüzüne çıkarak alıcısını bekliyor. Şahmeran, Pers mitolojisinde gövdesinin yarısı yılan olan bir kadın figürü ve nazara karşı koruyucu olduğuna inanılıyor. Hamdin Usta bir figürü en az dört günde bitirdiğini söylüyor ve çok emek isteyen camaltı sanatına ilginin azaldığından şikayet ediyor. Usta ile biraz konuşunca İslam tarihinin ayaklı bir ansiklopedisi ile karşı karşıya olduğumu fark ediyorum. Şaşırdığımı görünce "Siz beni tanımazsınız tabi" diyor kendisi dile getirmese de şifacı kimliği ve nazara karşı yaptığı dualarla da ün saldığını anlıyorum. Nitekim, gözüme bakıp ruhumu okuyor. Kimyanız tutarsa oturup saatlerce size de hayat dersi verebilir. Nazar duası ile tüm ailemi ve beni kutsuyor. Evet... Ustanın kendisi de en az fırçası kadar ilgi çekici. Dükkandan çıkarken "Senin duyguların çok açık, onları ifade et" diye de akıl vermeyi ihmal etmiyor.

      Mardin Sahafı Hüseyin

      Cumhuriyet Meydanı'nda yürürken Cercis Murat Konağı'nın hemen girişine yakın bir sahaf dükkanı dikkatimi çekiyor. Geçen sene açılmış olan dükkanın duvarları kitaplardan görünmüyor ve adeta bir bilgi mabedine girer gibi atıyorum ilk adımımı. Kentin tek sahafı geçen sene açılmış. Hüseyin Gündüz ve kardeşi işin başında duruyor. Amaçları Kürtlerin, Arapların, Ermenilerin, Süryanilerin, akademisyenlerin ve öğrencilerin kitaplarla buluşması. Hüseyin Gündüz daha önce Antalya ve İstanbul'da da sahaflık yapmış. 11 yaşında ayrıldığı memleketi Mardin'e 43 yaşında geri dönmüş ve şimdi Artuklu Üniversitesi'nde antropoloji okumaya başlamış. "Bugün 50 TL'lik yeni kitap aldım ama hiç satış yapmadım" diyor. Zaten asıl niyeti satış yapmak değil çocuklar gelsin kitaplara dokunsun birini alıp gitsin istiyor. Her tür kitap bağışı aldıklarını ve desteğe ihtiyaçları olduğunu da ekliyor.

      Mor Gabriel Manastırı'nın Prensi Kuryakos

      Mor Gabriel Manastırı'nın temeli 397 yılında atılmış ve Süryaniler için hala çok büyük anlam taşıyor. Manastıra sabahın erken saatlerinde giderek tur otobüslerine denk düşmemeye gayret ediyorum. Manastırın taş işçiliği, mükemmel restorasyonu, temizliği, düzeni, sükuneti insanı daha ilk görüşte çarpıyor. Küçük bir grup toplanır toplanmaz kibar rehberimiz Kuryakos (ismi tanrının hediyesi anlamına geliyor) genç yaşına rağmen gözlerinde taşıdığı bilgeliğin verdiği ışık ile giriş kapısında bizleri karşılıyor. Manastırın içindeki ibadet alanlarını, mezarlıkları, yatakhaneyi, bahçedeki üzüm bağlarını anlatıyor. Çıkışta her geleni kapıya kadar uğurluyor. Bu esnada biraz konuşuyoruz; Manastır 30 kadar Süryani çocuğun bakımını üstleniyormuş. Bu çocuklar uzak köylerde yaşadıkları için okula gidemediklerinden burada yaşıyor ve özel servis ile okullara bırakılıyorlar. Aslında kendisi de çocukluğunu bu manastırda geçirmiş. Bugün hala burada bir odası var. Üzüm bağlarını incelerken Kuryakos'un Mardin'de ve Midyat'ta şubesi bulunan Siras şaraplarının da ortağı olduğunu öğreniyorum. Midyat ve Mardin'de Süryaniler genelde şarap veya gümüş işi ile uğraşıyorlar. Üzüm bu topraklarda bol yetişiyor. Mor salkımlar bölgenin insanına uyum sağlamış ve sofraların geleneğine göre şekil değiştiriyor; bazen şarap, diğer zaman şıra, meyve veya pestil hiç fark etmiyor ama sofralardan hiç eksik kalmıyor.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam