Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

arrow3
Yazı Gönder

Sen de Seturday yazarı ol,
yayınlanan her yazı için 150 TL kazan!

Puan Kazan

Seturday’in aktif üyelerinden biri ol,
hem dünyayı keşfet hem de puan topla,
topladığın puanlarla hediye
kazanma şansını yakala!

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Yazar Ol Giriş Yap
      Art

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü: Dionysos’un Kadim Dostlarının Binlerce Yıllık Serüveni

      Önce ateşin etrafında keçi kılığına bürünmüş dans eden insanlar vardı, efsaneler anlatıldı, Dionysos aşkına sunular sunuldu, şölenler düzenlendi. İnsanoğlu, tarihin başından beri oyun oynamaktan hiç vazgeçmedi.

      Dionysos’un Kadim Dostlarının Binlerce Yıllık Serüveni

      İlk Çağ ritüellerinden doğan ve zaman içerisinde köklü ve vazgeçilmez bir sanat olarak tarih sahnesindeki yerini alan tiyatronun kaynağı, coşkunun ve bereketin tanrısı Dionysos’un yer altına çekilişi ve yeryüzüne çıkışı için hazırlanan şenliklere dayanır.

      İlk dönemlerinden bugüne dünya tarihinin yaşadığı coşkulu dönemleri, dünyanın geçirdiği felaketleri tam kalbinde hissetmiştir tiyatro. Çünkü o, insanıyla yaşar, oyuncunun bedeniyle, sesiyle yaşayan bir sanattır tiyatro. Tarihi de kalbinde hisseder, ona sözü daimidir.

      Tiyatro, Antik Yunan’dan klasik dönemlere, dünya savaşlarından postmodernizme birçok veçhede varlığını coşkun bir biçimde ortaya koymuş bir sanat olarak kuşaktan kuşağa sahnede yerini alır. Bağbozumu şölenlerinden tragedyalara ulaşılmış, yüzlerce yıl sonra İkinci Dünya Savaşı’nın etkisi absürd tiyatroyu ortaya çıkarmıştır. Aiskhylos’tan Shakespeare’e, Çehov’dan Dario Fo’ya, Brecht’e tiyatro, tarihe tanıklık etmiş, onunla dönüşmüş ve onu dönüştürmüştür. 

      Dünya üzerinde tüm toplumların geleneklerinde yer almış olan bu köklü sanat, bizim coğrafyamızda da oldukça kadim bir geleneğe sahiptir. Kuklacıları, meddahları, orta oyunlarıyla geleneksel tiyatromuz bu toprakların kültürünü, sıcaklığını ve gizemli öğelerini barındırır. Sözlü geleneğe dayalı bir tiyatromuz vardır bizim. Dilden dile, dünden geleceğe aktarılan efsanelerin, hikâyelerin, masalların, mesellerin sonu gelmez. Bir gölge perdesiyle Karagöz büyülü bir dünya yaratır, meddahın tuluat yeteneği, hazırcevaplığı aslında bugünkü stand-up türü seyirlik eğlencelerin atasıdır. 

      Tiyatroya Adanmış Yaşamlar: Güllü Agop’tan Muhsin Ertuğrul’a
      Osmanlı’da Gedikpaşa’da ve Şehzadebaşı Tiyatrosu’nda emek vermiş bir usta olan Hagop Vartovyan (nam-ı diğer Güllü Agop), kavuğunu bir diğer usta Kel Hasan’dan alan tuluat ehli Dümbüllü (İsmail Hakkı Dümbüllü), Cumhuriyet Dönemi’nde tiyatromuzun yüzünü batıya çevirmesine vesile olmuş Muhsin Ertuğrul, güldürüyü ve hicvi unutulmaz eserlerle sahneye taşımış Devekuşu Kabare’nin kurucusu ve tiyatromuzun yazınsal serüveninin ustası Haldun Taner ve daha nice değerli isim bugün tiyatroya verilen emeğin köklerini teşkil eden koca çınarlardır.

      Hepsinin hayatı bir başka hikâye, tiyatrosu bir başka güzelliktedir. Fakat belki de içlerinde tiyatroyu hayat kaynağı olarak görüp bir saplantı hâline gelecek kadar sevmiş olan en önemli emekçi, Cumhuriyet Dönemi tiyatrosunun yaratıcı ismi Muhsin Ertuğrul’dur. Modern tiyatromuzun kurucu ismi, tiyatroyu meslek olarak seçtikten sonra Paris’te eğitim alır. İstanbul Şehir Tiyatroları’nın (Darülbedayi) kurucusu olan Ertuğrul, tiyatromuzda çağdaş yabancı metinlerin sergilenmesi, yerli yazarların desteklenmesi, batılı mimari ölçeğinde tiyatro binalarının kurulması uğraşına ömrünü vakfeder. Kendi anılarında anlattığı üzere tiyatro onun için tutkunun da ötesindedir: 

      “...Yarın kıyamet kopacağını bilsem bugün bir tiyatro daha açarım diyecek ölçüde bir saplantı gibi. Saplantı sözcüğü abartılmış sayılmasın; tam anlamıyla yerinde. Çünkü, yeryüzünde tiyatronun bin bir derde deva olduğuna inandım bir kez. Bütün kötülüklerin, insanın insandan kopmasından, uzaklaşmasından; birbirlerinin sıcaklığını, sevgisini duyamadıklarından doğduğuna inanç getirdim bir kez. Artık, beni bu inançtan, bu kanıdan kurtaramazdı kimse. Onun için, bu yolu doğru yol belledim. İyiliğe, güzele, gerçeğe çıkaran yol.” 

      Tiyatroya adanmış hayatında disiplinli ve dakik oluşuyla bilinen Muhsin Ertuğrul’un, Mustafa Kemal ile olan anısı bu iki ismin tiyatromuza, sanata ve çağdaş uygarlığa bakışının bir örneğidir. Muhsin Ertuğrul, her oyunda perdeyi dakika geçirmeden açar. Bir gösterime Mustafa Kemal’in geleceği haber verilir. Mustafa Kemal 4 dakika geç gelmiştir. Ertuğrul, perdeyi yine tam vaktinde açmıştır. Bunun üzerine Muhsin Ertuğrul’un görevine son verileceği dedikoduları bile baş gösterir. Fakat Mustafa Kemal, Ertuğrul ile oyun sonrasında görüşür ve işini ciddiyetle ve özveriyle yaptığı için, kendisini bekleyip dalkavukluk etmediği için Ertuğrul’a teşekkür eder. Memleketin ilerlemesinin bu disiplin ve ciddiyete bağlı olduğunu vurgular. 

      Ertuğrul’un disipliniyle ilgili bir başka anı ise Müjdat Gezen tarafından aktarılır; provaya geç gelen bir kadın oyuncu yalnızca birkaç dakika geciktiğini söylediğinde aralarında şöyle bir diyalog gelişir;

      -Kızım Haliç vapuruna geciksen o seni bekler mi?
      -Beklemez.
      -Benim Haliç vapuru kadar ehemmiyetim yok mu?

      Muhsin Ertuğrul, tiyatro sevdasına ve bu güzel “saplantısına” ömrünü adamış, sanatçılar yetiştirmiş bir öncüdür. Bugün Türkiye’de sanatın üretken, mücadeleci, verimli karakteri geçmişin, ustalarının izlerini taşır, taşımalıdır. Tiyatronun ve sanatın gücüne olan inancın tükenmemesi dileğiyle… Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun! 

      Credits

      www.sinematurk.com

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam