Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap

      Tren Seyahati İçin Biçilmiş Rota: Sofya

      Doksanları yeniden yaşayacağınız ve yeşiliyle nefeslerinizi kesecek bir Balkan başkenti, Sofya… Bir sabah aklıma düşünce oraya gitmenin en iyi yolunun Sofya Ekspresi olduğuna karar verdim. Daha önce trenle uzun yolculuk yapmadıysanız, bu yurt dışı deneyimi sizin için en güzel fırsat olabilir.

      Tren Seyahati İçin Biçilmiş Rota: Sofya
      Sefa Yamak
      Adventurist

      26.09.18

      “Hayat eşittir an” mottosu, kompozisyonlarıyla dünyayı anlatır her karesi.

      Günübirlik Komşu Ziyareti

      Salonumda asılı kocaman bir Doğu Ekspresi fotoğrafı var. Instagram sayfam için fotoğraf seçimi yaptığım o sabah, önceki sene çektiğim Çıldır Gölü fotoğraflarına denk gelince, Doğu Ekspresi fotoğrafı tekrar gözüme ilişti. Tren yolculuğunda geçirdiğim keyifli anlar aklıma düşmüştü bir kere. Uzun zamandır aklımda olan Bulgaristan-Sofya gezisini gerçekleştirme vakti gelmişti. Sofya Ekspresi’ni birkaç kişiden duymuştum. Bu komşu ülke her zaman ilgimi çekmiş ama yakın diye seyahati hep ertelemiştim. Hazır cebimde Shengen vizesi varken bunu hemen Sofya’da değerlendirmek istedim.

      Trenle uzun yolculuk deneyimim vardı. Araştırınca gördüm ki Sofya Ekspresi birçok açıdan oldukça cazip. Hem ekonomik hem temiz hem de rahat… Eğer yanınızda iyi yol arkadaşları da varsa çok eğlenceli. Saatleri öyle uygun ki dilerseniz sabah vardığınız Sofya’yı günübirlik gezip akşamına dönebiliyorsunuz. Her akşam Halkalı’dan 21.40’da kalkan tren, sabah 08.49’da Sofya’da oluyor. Günü değerlendirmek için çok uygun bir saat.

      Keyifli ve Konforlu Bir Tren Seyahati: Sofya Ekspres

      İlk iş kendimi Sirkeci Garı’nda buldum. Biletler internetten satılmadığı için istasyondan almam gerekiyordu. Daha fazla ertelememek için önümdeki hafta sonuna biletleri aldım. Gezi planımız hazırdı. Bir gecelik otelimizi ayarladık, fotoğraf çantamı hazırladım ve yolculuk günü Sirkeci’den kalkan servisle trene ulaştık. TCDD’nin servisi hem gidişte hem de dönüşte var, bu sayede şehir merkezinden Halkalı’ya ulaşmak gibi bir sıkıntıyı ayrıca yaşamıyorsunuz. Yolculuk için yataklı vagonu tercih ettim. İki kişilik kompartımanı eğer isterseniz küçük bir fark ödeyerek tek başınıza kullanabiliyorsunuz. Eğer Doğu Ekspresi ile yolculuk yaptıysanız aynı sistem burada da geçerli. Tek farkı yemekli vagonun olmayışı. Biz tedbirli davranıp biraz yiyecek-içecek temini yapmıştık. Tren yolculuğunun en keyifli kısmı da bu zaten, kendi kompartımanında muhabbetini ediyorsun, dinlenebiliyorsun, uyuyabiliyorsun.

      Trenin içi çok temiz, bindiğinizde temiz çarşaflarınız görevli tarafından veriliyor. Odada yatağa dönüşen koltuklar, priz, terlik, havlu, küçük bir masa, buzdolabı, askılık, ayna ve bir de lavabo var. Tuvaletler her vagon için ortak. Gece yolculuk yaptığınız için temizlikte ve yoğunlukta sıkıntı yaşamıyorsunuz. Banyo bile yapabiliyorsunuz trende.

      Gece tren 2.30 gibi Kapıkule’ye vardığında biz muhabbetin en koyu noktasındaydık. Pasaport işlemlerini halledip görevlilerin eşyalarımızı kontrol etmesini bekledik. Yoğunluğa göre bu zaman biraz uzuyormuş ama şansımıza tekrar yola koyulmamız bir saati geçmedi. Kontroller bitince temiz yataklarımıza uzanıp Sofya’ya varana kadar uyuduk.

      Tarihî Dokusuyla Bir Açık Hava Müzesi

      Varışta küçük bir gecikme yaşasak da 09.00 civarı Sofya’daydık. En güzel yanı tren istasyonunun şehrin hemen merkezinde olması. Sırtınızı istasyona dönüp sola doğru yürüdüğünüzde 15-20 dakikada şehrin en işlek caddesindesiniz. Günü verimli kullanmak için tren istasyonuna yakın olan otele eşyaları bırakıp hemen kendimizi şehrin sokaklarına atıyoruz. Yanımda sadece fotoğraf çantam var.

      İlk durağımız Vitosha Caddesi. Şehrin kalbi burası. Neredeyse 24 saat kalabalık, renkli, cıvıl cıvıl bir cadde. Adını şehrin simgesi Vitosha Dağı’ndan almış. Trafiğe kapalı olduğundan rahatça gezebiliyoruz. Şehrin dört yanında Sovyet etkisini görmek mümkün. Geniş caddeler, bakımlı ve ihtişamlı binalar, tramvaylar... Tabii Sofya’da sadece Sovyet etkisi yok, Avrupa’nın bu eski yerleşim yeri her zaman ilgi odağı olmuş. Bizanslılar da gelmiş, Romalılar da… Tabii sonrasında Osmanlılar…

      İlerledikçe sarı taşlarla kaplı meydanda buluyoruz kendimizi. Buraya Bulgaristan’ın sıfır noktası diyorlarmış. Dünyanın en büyük Ortodoks kiliselerinden Alexander Nevski Kilisesi tüm ihtişamıyla sizi başköşede selamlıyor. Aynı anda 10 bin kişinin ibadet edebildiği bu kilise kadar büyüğünü daha önce görmemiştim. Gezerken bir düğüne denk geliyoruz. İçeride fotoğraf çekmek yasak ama ben gizlice birkaç kare çekmekten kendimi alamıyorum. Binanın içi de dışı kadar etkileyici. 1912 yılında yapılan katedralin kubbeleri altınla kaplı.

      Kilisenin hemen karşısında Meclis Binası var. Üzerindeki yazıyı merak ediyorum, sorduğumda “Birlikten kuvvet doğar” olduğunu söylüyorlar. Eğer meraklıysanız hemen yakındaki Antika Pazarı’nda ilginç şeyler bulabiliyorsunuz. Sovyet döneminden kalma madalyonlar ve rozetler ilgimi her zaman çekmiştir. Koleksiyonum için ilginç bir parça yakalayabilirim düşüncesiyle burada epey bir vakit geçiriyorum. Kış için kendinize güzel bir kalpak da bulabilirsiniz.

      Yol bizi Aya Sofya Kilisesi’ne götürüyor. Bina 3-4. yüzyıldan kalma bir Roma dönemi eseri. 1376 yılında İvan Vazov, bu kiliseden etkilenerek şehre adını vermiş. Meydanda göreceğiniz Aya Sofya Anıtı da şehrin bir başka simgesi. Önceleri burada bir Lenin anıtı varmış ancak Sovyet etkilerini silmek için yerine bu anıt yapılmış.

      Şehirdeki Osmanlı izlerini takip etmek istiyorum. Sora sora Maria Luisa Caddesi’ni buluyoruz. Mimar Sinan’ın yaptığı Banyabaşı Camisi, şehirde ibadete açık tek cami. Aslında 500 yıl Osmanlı etkisinde kalan şehirde çok daha fazla eser varmış ama pek çoğu tahrip edilmiş. Karşısındaki Osmanlı Hamamı ise yıkılmış ama restorasyondan sonra yeniden açılmış ve şu an aktif olarak kullanılabiliyor. Şehirde Türk nüfusu %10 civarında. Yalnız seyahat ediyorsanız ve canınız sıkılırsa bu bölgede mutlaka bir Türk’e rastlayabilirsiniz.

      Lezzeti ve Eğlencesi Bol Şehir

      Fotoğraf çekerken günün nasıl geçtiğini anlamıyor insan. Aldığımız tüyolar sayesinde Vitosha Caddesi’nde güzel Bulgar yemekleri yapan bir lokantada günü bitiriyoruz. Sofya eğlence hayatı açısından da oldukça hareketli. Vitosha Caddesi’ndeki ilgi çekici birçok mekân sabaha kadar açık.

      Sofya büyük şehirlerde alışık olmadığımız yeşil doğasıyla beni oldukça etkiliyor. Zaten karşınızda tüm heybetiyle duran Vitosha Dağı sizi büyülüyor. Dağa teleferikle ulaşım mümkün ve bu teleferik Avrupa’nın en uzun teleferiği. Yaz aylarında şelaleleri görmek, yürüyüş ve piknik yapmak için; kışın kayak yapmak için Vitosha’ya çıkabilirsiniz. Şehri detaylıca dolaşmak istediğimden Vitosha Dağı’na gidişi bir sonraki geziye erteliyorum ama eğer vaktiniz varsa siz mutlaka çıkın.

      Doğa ve Tarihle İç İçe

      İkinci gün Vitosha Caddesi’nde başlayan yolculuğumuzda ilk durak Sveta Nedelya Katedrali. Mimarisiyle, ikonalarıyla etkileyici bir yer. Yolumuzun üzerindeki Serdika Antik Kenti’nin hikâyesini duyunca uğramadan edemedik. Metro çalışmaları sırasında ortaya çıkan kent şu an gezilebiliyor. Bu bölgede yer alan Saint George Kilisesi (Rotandası) ise Bulgaristan’ın en eski yapısı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan yapı, modern binaların arasında öyle sade duruyor ki gözden kaçması mümkün.

      Kiliseler, sokaklar derken iki günün yorgunluğunu atmak için şehrin güzel parklarından birine atıyoruz kendimizi. Borisova Gradina Parkı, şehrin içinde doğayla baş başa kalabileceğiniz yerlerden. Şehrin akciğeri diyebiliriz buraya. İçinde küçük bir hayvanat bahçesi de bulunan parkta, şansımıza denk gelen güzel havanın keyfini çıkarmak için biraz daha vakit geçiriyoruz.

      Dönüş yolunda önce Central Market Hall-Tsentralni Pazarı’na uğrayıp birkaç ufak hediyelik alıyoruz. Vitosha Caddesi'nde yürürken gözüme önceden kestirdiğim şeyleri de alıp son kez Vitosha Dağı’nın o ihtişamlı görüntüsüne bakmayı ihmal etmiyoruz. Kendimizi yine tren istasyonunda buluyoruz. Dolu dolu geçen iki günün ardından bu sakin ve güzel Balkan şehrine veda ediyoruz.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam