Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap

      Afrika’nın Bir Ucu: Namibya

      Şimdi size, herkes Mısır, Fas, Kenya, Zanzibar, Güney Afrika’ya giderken neden Namibya’ya gitmeniz gerektiğini anlatacağım.

      Afrika’nın Bir Ucu: Namibya
      Ahmet Erdem
      Adventurist

      06.04.18

      Doğa, şehir, macera! Büyüleyici fotoğraflarıyla her karesi, dünyanın bir hikâyesi.

      Maalesef herkesin gitmediği bir yer olunca, Namibya’da ulaşım da diğer Afrika ülkelerine göre biraz daha zor. Ülkemizde de konsolosluğu ve büyükelçiliği olmadığı için vizeyi fahri elçilik tarafından alıyorsunuz. Çok fazla evrak gereksinimi olmadan vizeniz bir hafta içinde çıkıyor.  Ulaşım için iki farklı seçeneğimiz var. Birincisi Doha aktarmalı Namibya, ikincisi Güney Afrika üzerinden Namibya olabilir. Aramızda sadece 1 saatlik bir fark var. Fakat oldukça güneyde bir ülke. Bizim için dünyanın öteki ucu denilebilir.


      “Daha önce hayatımda bu kadar büyük ve ıssız bir toprak parçası görmemiştim...”

      Namibya için ilk altın kural: Hava kararmadan önce gitmeniz gereken yere ulaşmanız gerekiyor. Yerel halk gece yolcuğunun uğursuzluk ve kötü şans getirdiğine inanıyor. Bu konu üzerine biraz düşündükten sonra kendilerine hak verdim. Zira yolculuğum süresince araç ile çok fazla gezdiğim için üç kere ciddi kaza atlattım. Namibya, tamamıyla tabiat parkı gibi olduğundan, önünüze her an bir hayvanın çıkma ihtimali var ve bu da ciddi kazalara neden olabiliyor. Ülke genelinde toplu taşıma ağı çok yaygın değil. Bu nedenle araba kiralamanız veya bir turizm ofisi ile plan yapmanız en mantıklısı. Tabiat parklarında yol alırken kiraladığınız aracınızın SUV veya 4x4 olmasına dikkat edin. Ülkede elmas ve diğer değerli madenler oldukça fazla olduğundan toprak yapısı çok sert. Bu nedenle yolcuğunuz sırasında ne kadar dikkatli olursanız olun en az iki lastiğinizi feda edeceğinizi kesinlikle unutmayın. Bu arada kısaca bahsetmekte fayda var. Ülkenin para birimi Namibya Doları. Türk Lirası ile karşılaştırdığınız zaman bizim paramız daha değerli.

      Namibya’da ilk durağım Walvis Koyu oluyor. Buradan tekne ile okyanusa açılıp fokları, pelikanları ve flamingoları görmeye gidiyoruz. Namibya’da kesinlikle katılmanızı önerdiğim turlardan biri olduğunu belirtmeliyim. Tekne ile hareket ederken önce bir martı geliyor. "Ne yani, Kadıköy-Eminönü arası biz martının kralını görüyoruz" diyorum içimden. Sonra teknenin arka kısmına bir tane flamingo konuyor ve bizimle yolculuk yapmaya başlıyor. Haliyle yüzüm biraz kızarıyor. Uzun bir süre bizimle geldiği için ona alışıyoruz.

      "Başka gelen yok mu?" derken teknenin arka tarafına bu sefer de bir fok geliyor. İlk defa doğal ortamında bir fok görmenin heyecanı ile ona dokunuyorum. İlk izlenimim tam olarak şu: çok kaygan. Tur teknelerinin uğradıkları noktalarda yaşayan foklar zamanla teknelere ve yemeklere alışarak turistler için farklı animasyonlar da yapmaya başlıyor. Bizimkinin de teknenin sonundan başına doğru yaptığı, dansı andıran ilerlemesi görülmeye değerdi. Foklar hakkında küçük bir bilgi: Bu harika hayvanlar her ay bir yavru dünyaya getirebiliyor. Bu nedenle üremeleri ve avlanmaları kontrollü bir şekilde yapılıyor.

      Beni en çok şaşırtan tür ise pelikan oluyor. Fok, martı ve flamingo böyle sempatik olunca pelikanlardan daha iyi bir performans bekliyorum. Ama sahildeki pelikanların fotoğraflarını çekmek isterken hepsini kaçırıyorum. Bütün turistlerin bana bakması ve haklı sitemlerini belli etmeleri de cabası. Benzer pelikan çekimlerini Türkiye’de yapmak istediğimde başıma neler geldiğini hatırladım. Orada çektiğim kareler gerçekten çok kıymetliydi.

      Burada aynı zamanda Atlantik Okyanusu’nun Namib Çölü ile birleştiği sahil şeridini görmek, yaşayacağınız en özel deneyimlerden olacak. Sol yanınız sonsuz bir çöl, sağ tarafınız okyanus. Denize paralel uzanan kum tepeleri ve onların birbiri ardına düşen gölgeleri gerçekten inanılmaz. Uzaktan bakıldığı zaman kaşmir veya saten bir kumaşın yüzeyine dokunuyormuşçasına bir rahatlık hissi veriyor. Size tavsiyem Namibya’da yanınızda bir adet drone bulundurun. Böylece karşılaşacağınız manzaraları daha güzel açılarla yakalayabilirsiniz.

      Bu bölgede birbirinden farklı hayvan türleri görmeniz mümkün. Çakal, zürafa, fil, tilki ve geiko. "Geiko", kumun altında yaşayan bir kertenkele türü. Güneşe çıktığı zaman derisi renk değiştiriyor ve bir süre sonra ölüyor. Fotoğraflardan da görebileceğiniz gibi çöl ve okyanusun birleştiği nokta herkesin görmesi gereken mükemmel bir yer.

      Beni şaşırtan diğer bir diğer konu ise "Üçüncü Dünya Ülkesi" olarak düşündüğümüz Namibya’nın, doğal parklara giren tüm araçları ilaçlamalarıydı. Çünkü orada yaşayan canlıları hem ülkelerinin turizm elçileri olarak kabul ediyorlar hem de parkın aslında içinde yaşayan hayvanlara ait olduğunu çoktan kavramışlar. 

      Ve yolculuğum Etosha Ulusal Parkı’nda devam ediyor. Burada sahil şeridi boyunca karaya vurmuş hayalet gemileri görmeniz mümkün. Karaya oturmuş gemiler yerlerinden hiç kaldırılmamış, oradaki göçmen kuşlar ve balıkçıların evi olmaya devam ediyorlar.  Mutlaka gidilmesi gereken diğer noktalar ise: Dead Valley ve “Hayalet Kasaba” Kolmanskop.


      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam