Hoş geldiniz!

Dün bilmedikleriniz için
artık Seturday’desiniz!

Trendy, Gurme, Adventurist ve
daha fazlası. Kategorinizi
seçin, rotanızı belirleyin!

arrow1

Gezilerini sizler için
kaleme aldılar.

arrow2

Merak uyandıran ve arzulanan
rotalar, elbette çok okunurlar!

arrow3

Merak ettiklerinizi deneyimleyenlere,
bir bilene sorun.

arrow4

Nereleri görmek istersiniz?
Siz Bucket List’inizi hazırlayın,
tur bilgileri bizden.

Gittiğim Yerler

Listenizde bu şehir bulunuyor...
Tekrar ekleyemezsiniz!!

Gittiğiniz yerleri seçerek diğer gezginlerle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.

    Hesabım sayfasından daha sonra gittiğiniz yerlere ekleme yapabilirsiniz! Keyifli keşifler!

    İleri

    İlgi Alanlarım

    YEMEK

    SANAT

    TARİH

    ALIŞVERİŞ

    DOĞA

    İŞ

    KEŞİF

    KÜLTÜR

    Seyahat amacınızı işaretleyin, diğer kullanıcılarla deneyimlerinizi paylaşın!

    Bucket List oluşturabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

    Üye Ol Giriş Yap Kapat

    Bucket List Oluşturun

    Gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz şehirler sizi bekliyor! Tek yapmanız gereken bu şehirleri seçmek ve “gitmeye hazırım” demek. Biz de gitmeyi hayal ettiğiniz şehirlere ait turlarla ilgili size bilgi verelim.

    Listenizde bu şehir bulunuyor...
    Tekrar ekleyemezsiniz!!

      Bucket List kaydınız başarıyla gerçekleşti. Müşteri hizmetlerimiz size en yakın zamanda ulaşacaktır.

      Bir Bilene Sor

      Gideceğiniz şehri yazın, o şehri daha önce gezen ve iyi bilen kullanıcılardan tavsiyeler alın.
      • Bir Bilene Sor
      • Bucket List
      • Giriş Yap

      Ortadoğu'nun Mutfak Kültürü Kavşağı: Tel Aviv ve Kudüs

      "David Califa, The Hungry Tourist'in davetlisi olarak gerçekleştirdiğim bu tur benim için çok özeldi."

      Ortadoğu'nun Mutfak Kültürü Kavşağı: Tel Aviv ve Kudüs
      Sinan Hamamsarılar
      Gurme

      13.02.19

      Yemekleri araştırır, tadına bakar, Tat Dedektifi’nde lezzetli fotoğraflar paylaşır, bi' de bize anlatır.

      Osmanlı imparatorluğunun en önemli miraslarından biri de mutfak kültürü her halde. Hükmettiği topraklarda uyguladığı barışçıl sosyal yaklaşımlar sebebiyle halkların başka halklarla ve kültürlerle kolayca karışmasına da yardımcı olan bu yaklaşımın meyvelerinden biri de Ortadoğu mutfağı olabilir. Bölgede her gittiğiniz ülkede benzer malzemeler ama farklı dokunuşlarla yapılan yüzlerce ayrı yemek görebilmek çok şaşırtıcı. Örneğin künefeyi Anadolu topraklarında kadayıfla ve sade şerbetle yapıyorken güneye indikçe kadayıf yerini irmiğe, sade şerbet de yerini portakallı ya da güllü şerbete bırakabiliyor.

      Kasım 2018’in sonunda yaptığım İsrail seyahati de buna benzer duygular yaşamama yol açabilecek deneyimlerle doluydu. Benzer tarifler ama hep farklı dokunuşlar…

      Turumun ilk gününde Tel Aviv merkezinde yer alan Azura esnaf lokantasına uğradım. 50 yılı aşkın süredir Kudüs’te faaliyet gösteren restoran, yakın zamanda Tel Aviv’e gelmiş. Diyarbakır doğumlu baba ilk dükkanda, oğlu ise Tel Aviv’de. Hemen hemen her restoranın menüsünde görebileceğiniz humus ve tahin sos burada çok keyifli bir görselle sunuluyor. Sıcak tencere yemeklerinin tamamı bildiğimiz kuzulu ev yemekleri. Aklıma en çok takılansa nar taneli soğan dolması… Grup olarak gidilecekse ortaya her şeyden söylemeye çekinmeyin, fiyat-performans olarak bizdeki esnaf lokantalarıyla aynı seviyede olan Azura’da yemekten büyük keyif alacaksınız.

      Şehrin sokaklarında dolanıp, akşamüstü güneşini sahilde batırdıktan sonra yemek için Yafa limanına özel bir yemeğe geçiyoruz. Babası ülkenin en önemli ressamlarından olan Avner Rosenthalis, onun eserlerini sergilediği galeride özel yemekler organize ediyor. Bina eski Osmanlı gümrük binalarından olduğundan içerideki tarihi hissetmek çok garip geliyor. Bununla birlikte sıcakkanlı şef Rosenthalis’in yemekleri sizi sürprizlere sürüklüyor. Her davetli grubu için en iyi malzemelerle, lezzet odaklı yemekler yapan şefin elinden o akşam kendi kürlediği somon gravlaks ve şampanya soslu spagettinin dışında toplamda 6 yemeklik bir menü tattık. Her biri birbirinden özel ve denenmiş tariflerdi.


      Ertesi günün sabahında ilk durağımız Ramle’deki, “Humusa Giriş 101” dersi almanız için en ideal yer olan Halil’e uğradık. 24 saat önceden suya konulan, birkaç kere suyu değiştirilen, kaynatma suyu ayrı hazırlanıp sonra piştiği suda dövülerek hazırlanan nohutlar çok ama çok başarılı. Bu arada püre gibi olana “humus”, taneli gibi olana “mesabacha” dendiğini biliyor muydunuz?

      Ramle’den sonra kutsal şehir Kudüs’e olan yolculuğumuzda, pek çok açıdan bölgedeki yoğunluğu içinizde hissetmenize sebep olan değişik bir enerji çemberine girdiğinizi anlıyorsunuz. Şehrin yeme-içme tarafında en hareketli noktalarından biri olan Machneyuda çarşısı açık bir market özelliğinde. Et, tavuk, deniz ürünü gibi aradığınız pek çok yerel malzeme burada kolaylıkla bulunabiliyor. Benim “yemek sirki” olarak adlandırdığım ve marketle aynı ismi taşıyan bir restoran olan Machneyuda’da bir akşam yemeği yemeden sakın İsrail’den ayrılmayın derim. İçeride çalan Ajda, Nilüfer, Ferdi Özbeğen şarkılarına karışan Arapça rapler, Fransızca nostaljik şarklılarla sirke giriş başlamış oluyor. Olağan olmanın olağandışı sayıldığı sunumlarla servis edilen yemekler şunlardı; pide, domates salatası, tuna sırtı tartar, çiğ köfte, vişne çektirmeli tuna sırtı, kuzu kol sandviç, soğuk kuymak, deniz mahsulleri sote, peynir dolgulu makarna, dana eti ve kaz ciğeri. Ve malzemelerin tamamı yandaki marketten günlük alınıyor! Tatlı kısmıyla ilgili sürprizi bozmak istemiyorum ama mutlaka şovla servis edilen o seremoniyi yaşamak için siparişinizi vermeyi unutmayın diye de ekliyorum.

      Sonraki sabah humus yerine hafif bir kahvaltıyla güne başlamak istediğimiz için Tunuslular’ın çok iyi yaptığı “Sabich” adındaki salatalı sandviçten yiyoruz. Şehrin humusla birlikte en iyi vejetaryen lezzeti olabilir herhalde!

      Öğlen durağımız ise Asdod’taki deniz mahsulleri restoranı Pescado oluyor. Yenilikçi şeflerden Yehi Zino’nun elinden çıkan yemeklerin tamamı için söyleyebileceğim en basit şey hatasız olmalarıydı. Garanti bir deniz mahsulleri ziyafeti için buraya uğramanızı öneririm.

      Sakin geçen günün akşamında bizi çok farklı bir yemek deneyimi bekliyordu. İsrail mutfağının en ünlü şeflerinden Eyal Shani'nin restoranı HaSalon'daydık. Dünyanın dört bir köşesinde restoranı olan, yeni İsrail mutfağını şekillendirdiği düşünülen, yemekleriyle rahatlığın zevke nasıl dönüşebileceğini kanıtladığına inanılan Shani'nin restoranı HaSalon'da şef masasında yerimizi aldık ve serüven başladı. Önümüzde hazırlanan salatalar, ocağın yüzümüze kadar vuran ateşi, ızgaradan çıkan kıvılcımların ısıttığı sıcaklıkla bir anda parti ortamına dönüşen bu garajdan bozma restoranın enerjisi inanılmazdı. Mevsimselliği ve menüde değişkenliği önemseyen şefin menüsü çok da geniş olmadığından kendinizi garsonlara bırakmanızı öneriyorum. Biraz yandaki masalardan kopya çekmenin de hiç zararı olmayacaktır.

      Ertesi günün sabahında 2 saatlik yolculukla mersin balığı çiftliği ve Karat havyar tesislerinde tadım yaptıktan sonra İsrail'in parmakla gösterilen en başarılı şefi, mutfağın Chagal'ı, sıcak kanlı insan Erez Komarovski'nin Lübnan sınırına 1 km'den az mesafede açtığı mutfak okulundaki yemeğe geçiyoruz. Çok başarılı bir fırıncı da olan Komarovski'nin mutfak etkileşimini özetlediği ve yemekleri de o sırada yaptığı deneyimi için paha biçmek mümkün değil. Hazırladığı her yemeğin ikinci hatta üçüncüsünü yedikten sonra bahçesindeki manzaradan dağları seyretmek ayrı bir huzur veriyor.

      Akşamında ise Masterchef İsrail'in şampiyon şeflerinden Not Atamna'nın ve diğer iki yere şef olan Roger Kluger ve Rottem Liberson'un elinden efsanevi bir Osmanlı mutfağı resitali deneyimliyoruz. Kuzu kollar, firik pilavları, sarmalar, çiğ köfteler, tencere yemekleri… Her biri bir öncekinden çok daha lezzetli!

      Son yemeğimize gitmeden önce bir durak daha yapmak için 2017 yılında İstanbul Four Seasons at The Bosphorus'te düzenlenen "Food Connect Hearts" yemeği (FCH) kapsamında, İstanbul'da 300 kişiye yemek pişiren şef Michael Gertopski'nin Liman bölgesindeki gizli yemek cenneti Michael Local Bistro'dayız. Kök sebzeli humusu, avokadolu akya saşimisi, ızgara karidesi, patlıcan sosta gelen bebek kalamarı ve masanın en basit ama en lezzetli tabağı olan fırında 24 saat dömi glas yani et suyu çektirmesinin içinde pişmiş olan patatesi için tekrar bilet alıp, Liman'a giderim.

      Yukarıda bahsettiğim FCH yemeğinin diğer şefi olan Tomer Agay'ın restoranı Santa Katerina'da veda yemeğimizi yerken, coğrafyanın aslında mutfak kültürü için nasıl bir genişleme ve gelişme alanı olduğunu konuşuyorduk dünyanın dört bir yanından gelen dostlarla. Basit, şık ve her şeyden önce sadeliğindeki keyifle size kendine çeken Santa Katerina'nın menüsünden şu yemeklerle gezimizi tatlı bir damak hafızası hatırasıyla sonlandırmış olduk; tuna tartar, patates sosunda gelen kalamar, patlıcanlı uykuluk, domates sosta uskumru.

      Makaleyi beğenebilmeniz için tarafınıza iletilen aktivasyon mailini onaylamanız gerekmekte.

      Kapat

      0

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üye olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.

      Üye Ol Giriş Yap Kapat

      Bu özelliği kullanabilmeniz için üyeliğinizi aktive etmelesiniz.

      Kapat

      Yorumlar (0)

      Yorum Yap

      Bu Sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Tamam